Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Candemir, Zeynep İle Merak Edilenler'e konuştu

Kocaeli Fikir Gazetesi sosyal medya canlı yayınında Zeynep Yalçın Aksan'ın konuğu olan Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Candemir Gültekin önemli açıklamalarda bulundu.

Kocaeli Fikir Gazetesi'nin formatlarından Zeynep İle Merak Edilenler'in bu haftaki konuğu Kocaeli Baro Başkanı Avukat Bahar Gültekin Candemir oldu. Bilindiği üzere AK Parti ve MHP'nin Avukatlık Kanunu'nda ve baroların seçim sisteminde değişiklik yapmak istemesine karşı birçok ilden “Savunma Yürüyor” sloganıyla 19 Haziran günü yürüyüşe geçmişti. Ankara’ya doğru yola çıkan baro başkanları arasında Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir de yer almıştı. Yürüyüş sonrası Eskişehir Yolu üzerinde durdurulan baro başkanları ile polis arasında anlaşmazlık sağlanmış ve üzücü olaylar yaşanmıştı. Sürecin en kilit isimlerinden olan Bahar Gültekin Candemir gazetemize süreci değerlendirdi.

“FETÖ’NÜN GİREMEDİĞİ TEK KURUM”

Sürecin ilk başını anlatan Avukat Gültekin Candemir, “Bir tasarı yansıdı kamuoyuna o tasarının geçmemesi yürürlüğe girmemesi için azimle doluyuz. Beklediğimiz kamuoyunda söylenen tasarı yazılı hale gelmiş. Henüz devlet yetkililerinde açıklanmadı. Niye karşı çıkıyoruz. Savunma anayasada vücut bulan temel hak. Savunma yargının zorunlu unsuru. Savunma kamu kurumu niteliğinde. Baroların bu şekilde bölünmesi kamusal yönün kaybolmasına neden olur. Bu çerçevede baktığımızda savunmanın bölünmesi üniter devlet yapısına aykırı. Bunu böyle yaparsanız yargının tek kuvvet olma ilkesine aykırı davranırsınız. İki, Kocaeli Barosu olmak üzere pek çok baroya baktığımızda 15 Temmuz’dan sonra gördük. FETÖ Terör örgütünün giremediği yegane kurum barolar. Pek çok yere sinsice girdiklerini gördük. HSK seçimlerinde bu yapının kilit rol oynadığını gördük. Hukuk devletine inancı yok oldu insanımız.” Dedi.

“FETÖ KENDİ BAROSUNU KURABİLİR”

Sözlerine devam eden Başkan Candemir, “Siz eğer baroları bölerseniz bizim barolarımız ideolojik farklılıkları barındıran homojen barolar. Biz kongrelerimizde çarşaf liste ile yönetimimizi belirleriz. Bir mozaik ortaya çıktı. Ben hizmet bayrağını aldım. Ve karşımda olan arkadaşın listesinde 4 isim listeye girdi. İstanbul Barosu olarak düşünürsek Türkiye’nin değil dünyanın en büyük barosu, toplam 46 bin üyesi var. Bölerseniz ideolojik veya başka düşünen kişiler kendi barolarını kuracak ve yargının zorunlu unsurları STK’laşmış olacak. Biz bunu deyince bizi muhalif olarak yorumluyorlar. Bunun A Partisi veya B Partisi ile alakası yok. Şimdi bu durumdan sonra siyasi görüşe göre açılmış barolar olarak bakalım. Bir dava olduğunda vatandaş iktidara yakın olan baronun avukatında kendini daha güvende hissetmez mi? Dün FETÖ konuşuluyordu. Bunlar bizim aramıza giremedi. Ama bunlar kendi barolarını oluşturabilirler. Bunlar çok tehlikeli durumlar. Çoklu baronun üniter devlet sistemine aykırı. Bu çoğalma niteliksizleştirilmeye ve etkisizleştirilmeye neden olacak.” İfadelerini kullandı.

“BİZ KENDİMİZE BİLE MUHALİF OLURUZ”

Baroların muhalefeti temsil ettiğine yönelik eleştiriler hakkında da açıklama yapan Candemir, “Bizim eğitim sistemimiz çok farklı. Hassasiyeti yüksek insanlar Hukuk Fakültesi okurlar. Salt hukuk toplumsal barışı sağlar. Biz Cumhuriyet Hukukunun temsilcileriyiz. Hedef her zaman çağdaşlığı göstermiştir. Bugün bir sol parti de bir sağ parti de iktidara gelebilir. Bizim iktidar ile değil problemimiz. Bizim hukuk kurallarının yerleştirilmesidir amacımız. Biz kendimize bile muhalif oluruz. Bizde örgüt terbiyesi yoktur bizde hukuk terbiyesi vardır. Mevcut iktidar 17-18 senedir iktidar olduğu için ona karşıyız zannediliyor. Bizim ilkelerimiz bellidir. A Partisi ya da B Partisi değil. Biz bunların hepsine karşı geliriz. Bir yere atfetmeye kalkışmasınlar. Biz ideal toplum peşindeyiz.” Şeklinde konuştu.

“CEZALANDIRILARAK BİR SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ”

Yürüyüş fikrinin nasıl çıktığını da açıklayan Candemir, “3 aydır avukatlık kanunu değişikliği tartışılıyor. Türkiye Barolar Birliğinin ortak bir WhatsApp Grubu var. Bir değişiklik yapılacağı gündeme geldi. Ben seçildikten hemen sonra Adalet Bakanını ziyaret ettim. Meslektaşım olmasından gurur duyduğum bir insan. Siyaset üstü bir insan. Kocaeli Barosunun bir sıkıntısı olduğu zaman kolayca ulaşabiliyoruz. Türkiye Barolar Birliği Başkanımıza sorduk bu değişikliği. Bir değişiklik olmayacak dedi. Daha sonra Sayın Bakanımız da değişikliğin olmayacağını söyledi. En sonunda Cumhurbaşkanımız çıktı ve evet Meclisin ilk gündemlerinden biri avukatlık sistemi olacak dedi. Biz yeni bir kanun zaten düşünüyorduk. Fakat biz özellikle Ankara Barosunun açıklaması sonrası adeta cezalandırılarak bir avukatlık sistemi değişikliği ile karşı karşıya kaldık.” dedi

“ADALET BAKANI BİZE HAK VERDİ”

Sürecin devamını açıklayan Candemir, “Kamuoyunda bazı milletvekillerinin açıklamaları devam etti. Hatta ben İktidar partisine mensup Kocaeli Barosu üyesi milletvekillerimizi aradım. Sayın Emine Zeybek’i de aradım. O da takip etti o süreçte. En nihayetinde pandemi sürecine rağmen biz Ankara’da bir araya geldik. Bir cezalandırma olarak avukatlık kanunu düzenlemeyin. Bunu hep birlikte yapalım. Bizler de fikrimizi söyleyelim. Biz hukukçuyuz. Toplumsal barışı koruyacak olan demokratik hakkını en güzel bir şekilde kullanmalıdır. Bu çalışmaların Cumhurbaşkanlığında yapıldığını öğrendik. Biz istedik ki baro başkanları olarak Cumhurbaşkanı ile görüşelim. Hatta ben bizzat Metin Fevzioğlu’nu aradım. Kendisi Cumhurbaşkanından randevu almayacağını ve kendisinin Ankara Barosu’na kızgın olduğunu ifade etti. Daha sonra 10 Haziran’da Adalet Bakanı ile görüştük. Kendisi çok samimi bir şekilde bize hak verdi. ‘Güçlü savunma için güçlü baro gerekli. Benim bu koltuğum geçici ben Avukatlığa döneceğim’ dedi. Ama sonra bir şekilde değişti. Türkiye’de siyaset başka türlü işliyor. Bazen siyaset çıkmazımız haline geliyor. Hiç olumlu sonuç alamadık. Ben 11 Haziran’da Cumhurbaşkanından randevu almak istedim. Barolar Birliği Randevu vermeyince böyle yaptık. Ama bize cevap verilmedi. Bütün demokrasi kanallarını bütün kapıları zorladık.” Şeklinde konuştu.

“GRUP YÜRÜYÜŞÜ DEĞİL”

Yürüyüş sürecini anlatan Candemir, “Kararsız kaldık. Ne yapalım diye düşünürken Zonguldak Barosu Başkanımız Özel Bey var. Kendisi büyük madenciler yürüyüşüne katılmış. Çocuklar dedi en güzel şey yürümektir. Herkes kendi başına yürüsün. Kendi kentinden çıksın dedi. Biz de yürümeye başladık. Sağ olsunlar Kocaeli Emniyeti destek oldu. Gerek olmadığını söylesek de bir takım önlemler alındı. Bu tekli bir yürüyüştü. Bir grup yürüyüşü değil. Takip etmek isteyen çok insan oldu birçoğunu pandemi nedeni ile reddettim. Ben yürüyüşe başladım birden bir yağmur başladı. Bir vatandaş koşarak bana şemsiyesini verdi. Ben de şemsiyemi bir polise verdim. Bu şekilde gişelere kadar gittik ve araba ile devam ettik.” İfadelerini kullandı.

“KENDİ KENTİMİZDEN POLİS İLE UĞURLANDIK”

Candemir sözlerinin devamında, “50 küsur baro başkanı ile birlikte yürüdük. Benim en yakın arkadaşlarım iktidar partisinde milletvekili. Benim babam ülkücü. Biz Pazar günü bütün baro başkanları buluşacaktık. Biz en güzel kıyafetlerimizi giydik. Arabalarımızdan indiğimizde Ankara baro başkanı bizi karşılayacaktı. Sonra arabalarımıza binip Anıtkabir’e gidecektik. Ama öyle olmadı. Ben kentimden polis eşliğinde uğurlandım. Emniyet Müdürümüzü arayıp teşekkür ettim. Oraya gittik birden iki amir geldi ve birden etrafımız sarıldı. Orada resmen yalvardım böyle bir fotoğraf vermeyelim dünyaya. Gördüğüm şey inanamadığım şeylerdi. Abluka alındı baro başkanları. Bir türlü diyalog bulamadık. İşin acı tarafı 10.30 Barolar Birliği Başkanı ve yanında yaklaşık 10 baro başkanı çelenk bırakmış. Daha sonra baro başkanları bizim yanımıza geldi. Bize onların barolar birliği başkanı tarafından yanlış yönlendirildiği söylendi. 2 saat boyunca çıkışımız engellendi. Yağmur yağdı çadırları açmamıza izin verilmedi. İnşaat işçileri bir şekilde saldırdılar. Sıcaktan yüzümüzde bazı yanıklar oldu. Basın mensuplarımıza da aynı muamele yapıldı.” Dedi 

“FEVZİOĞLU’NUN TEK DERDİ KENDİ KOLTUĞU”

Sözlerinin devamında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzlioğlu’nu eleştiren Candemir, “Barolar Birliği Başkanı uzunca bir süredir kendisini desteklemeyen başkanları ötekileştiriyor. Barolar Birliği Başkanının tek derdi kendi koltuğu. Adalet Bakanı bizim fikirlerimizi sağduyu ile karşılıyor ama ne oluyorsa metin bey bizim fikirlerimizi milli değerlere bağlıyor. Biz külliyeye gitmedik. Her yıl adli yıl açılışı Kocaeli’de yapılır. O günden itibaren Barolar birliği başkanı siyaset yapmaya başladı. Cumartesi günü biz yürüyüşteyken canlı yayına çıktı. Orada bir soru soruldu ‘Savunma neden yürüyor’ yayına rahmetli Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz’dan girdik DHKPC’ye bağladı oradan da grup yoruma bağladı ve ben milli duruşa sahibim dedi. Ama sorulan soruya cevap vermedi. Güvenilmez bir insan olduğunu bir kez daha gösterdi. Benim önerim Barolar Birliği Başkanlığı yapmış birilerine siyaset yasağı gelsin.” Şeklinde konuştu.

“BENİ VURSUNLAR”

Konu hakkında fikir sahibi olmayanlara söz hakkı verilmesini eleştiren Candemir, “Doğrunun arkasında herkes durur. Ekim’de iki yılım doluyor. Ben bir kere bire Barolar Birliği Başkanına karşı açıklama yapmadım ama kendisini bizzat yüzüne söyleyerek istifaya davet ettim. Baro ile alakası olmayan insanlar baro konuşuyor. İsim zikredeceğim Nagehan Alçı bugün baroları tartışıyorsa biz öldük demektir. Beni vursunlar.” Dedi.

“BAROCULUK BENİM KALBİME İŞLEDİ”

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı düşünüp düşünmediği sorusunu yanıtlayan Gültekin, “Ben 1995’te mesleğe başladım. 2002 yılında adliyenin kafesinde oturuyorum. Emine Zeybek, Fahri Örengül, Ersan Işık ve birkaç isim daha oturuyorduk. Bana dediler ki sen yönetim kuruluna aday ol. Dedim ki ben nasıl yapayım. Bana olacaksın dediler ve ben yönetim kurulu üyesi oldum. Baroculuk benim kanıma işledi. Kocaeli Baro Başkanlığına ben aday olacağım dedim beni aday gösterdiler. Ben kazandığım gün meslektaşlarımın bana güveninden ağladım. Benim hayatım ile ilgili bir planım yok. Kocaeli Barosu Başkanlığı benim hayatım boyunca gelebileceğim en güzel yer.” İfadelerini kullandı.

“BİZ BÖLÜNMEYİZ”

Yayının sonlarına doğru Candemir açıklamalarını, “Ben adalet bakanımızın ve devleti yönetenlerin bu konuya el koyacağına inanıyorum. Ben kendimi hukuk devletine emanet ettim. Yönetenlerin bu süreci değerlendireceğine inanıyorum. Mücadeleye devam etmemiz gerektiğini hissediyorum. Baro Başkanlarının derdi bu. Meslektaşlarımıza müjde vermek istiyoruz. Buradan bizi dinleyenlere söylüyorum. İktidar partisine mensup yöneticilere sesleniyorum. Bizi bölmeyin. Bölmeyin bir menfaati yok bu işin. Birlikte çalışalım. Ben buna hazırım. Bölmemelisiniz bizi. Güçlendirmelisiniz. Kamu kurumları bölünür mü? Kocaeli Barosu olarak bugün sayımız iki bin. Bizi bölmeye kalksalar bile bölünmeyiz. Biz bir aileyiz. Bölmeyin bizi. Son sözüm bu. Bölme.” Sözleri ile tamamladı.

27 Haz 2020 - 00:05 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.