VARSAYIMA DAYALI DEĞERLENDİRME

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Bektaş, Doğu Marmara ve Adalar Fayı'nın "tam kilitli" olduğunun kesinleşmiş bir bilimsel gerçek değil, mevcut verilerle oluşturulmuş bir senaryo olduğunu ifade etti. İstanbul için yapılan yüksek büyüklükte deprem tahminlerinin büyük ölçüde bu varsayıma dayandığını belirten Bektaş, bu yaklaşımın mutlak doğru olarak kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı.

FAY TAMAMEN KİLİTLİ DEĞİL

Bektaş, Marmara Denizi tabanındaki kalın ve suya doygun sediman (çamur) tabakasının, fayın gerçek hareketlerini belirlemeye yönelik GPS, InSAR ve deniz tabanı akustik ölçümlerini etkileyebileceğini, bu nedenle mevcut verilerin fayın davranışını tam olarak yansıtmayabileceğini söyledi. Ayrıca bölgede tekrarlayan küçük depremlerin görülmemesinin de fayın tamamen kilitlendiğini kanıtlamak için tek başına yeterli olmadığını dile getirdi.

DAHA DÜŞÜK OLABİLİR

Açıklamasında, Marmara'daki en kritik sorunun fayın gerçekten kilitli olup olmadığı ya da "krip" adı verilen yavaş ve sessiz kayma hareketiyle enerjisini zaman içinde boşaltıp boşaltmadığı olduğunu belirten Bektaş, krip davranışının varlığı halinde beklenen maksimum deprem büyüklüğünün bugünkü tahminlerden daha düşük olabileceğini ifade etti.

FARKLI MODELLER ÜZERİNDEN ELE ALINMALI

Bilimsel çalışmaların yalnızca tek bir deprem senaryosuna odaklanmaması gerektiğini vurgulayan Bektaş, Marmara'daki deprem tehlikesinin farklı modeller üzerinden değerlendirilmesinin daha sağlıklı sonuçlar ortaya koyacağını belirterek, "İstanbul için 7'den büyük tek deprem modeline sıkışmak yerine, çoklu modelleri tartışmalıyız" değerlendirmesinde bulundu.