Türk Eğitim-Sen Kocaeli 1 Nolu Şubesi, İzmit Sabancı Kültür Merkezi’nde Öğretmenler Günü nedeniyle bir etkinlik gerçekleştirdi. Sendikaya üye öğretmen ve idarecilerin katıldığı törende sazlar eşliğinde türküler söylendi, şiirler okundu. Başöğretmen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve şehit öğretmenlerin de anıldığı etkinliğin finali ise İzmir Marşı ile yapıldı.
ŞEHİT ÖĞRETMENLER UNUTULMADI
Salonu dolduran eğitimciler, İzmir Marşı’na ayakta eşlik etti. Öğretmenler Günü etkinliğine ev sahipliği yapan Türk Eğitim-Sen Kocaeli Şube Başkanı Yaşar Şanlı, etkinlikte bir konuşma yaparak şunları kaydetti: “Öğretmenler Günü etkinliğimiz vesilesiyle kentimize, programımıza katılmak üzere gelen Genel Sekreterimiz Musa Akkaş Beyefendiye, İstanbul 3 Nolu Şube Başkanımız Ali İhsan Hasanpaşaoğlu Beyefendiye, İstanbul 4 Nolu Şube Başkanımız Erdinç Öztaş beyefendiye ayrıca teşekkür ediyoruz. Var olsunlar. Kocaeli 1 Nolu Şube’mizin tertiplediği 24 Kasım Öğretmenler Günü gecesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Şenay Aybüke Yalçın ve Necmettin Yılmaz gibi şehit olan yüz elli öğretmeninizin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum, bizlerle beraber olduklarına inanarak başta onların Öğretmenler Günü kutlu olsun.
Öğretmen dünyanın en güzel gönlüne ve en büyük kalbine sahip insandır. Türkiye’nin her köşesinde, köyünde bucağında, kasabasında, ilçesinde ve şehrinde görev yapabilen sadece öğretmendir. Derdi, tasası öğrencileridir öğretmenin. Çalışma saati ve mekânı sadece okul ve sınıfı değildir. Geceler boyunca yazılı okuyan veya hazırlayan, öğrencileri üşümesin diye Anadolu’nun çoğu yerinde hala soba yakan yine öğretmendir. Bütün sermayesi insan olan, kârı ise fikri ve vicdanı hür nesiller yetiştirmek olunca kazanan ve manevi zenginliğe ulaşan ne güzel bir meslektir öğretmenlik. Geleceğimizin mimarları, eserlerinde imzası olmayan sanat erleri, irfan ordusunun mütevazi kahramanları olan mensubiyeti olmakla şeref duyduğum tüm öğretmenlerimizin de 24 Kasım Öğretmenler Günü’nüz kutlu olsun. Ülkemizi, milletimizi kutlu amaçlara taşıyacak yegane yolun eğitim olduğunun farkındayız. Vazifemizin bilincindeyiz. Bu kutlu yolun gönüllü neferleriyiz. Varsın her 24 Kasım bir gün hatırlanalım. Varsın her yıl etkili ve yetkililerin bir günah çıkarma vesilesi olsun.
Varsın eli öpülesi öğretmen edebiyatıyla bir parmak bal çalınsın. Gün olsun Yeni Camii önündeki kuşlara benzetilsin, gün olsun hak etmiyorlar diye horlansın. Varsın ki mesleğe daha adım atarken bizdendi değildi diye ayrımcılığa tabii olsun. İdealistliği, meslek aşkı garip kararlarla ve uygulamalarla yolun başında köreltilsin. Hepsine eyvallah. Hiçbir taş ayağımıza bağ olmayacak, hiçbir baş memleket meselemizi ve eğitim aşkımızı engelleyemeyecek. Büyük Önder Mustafa Kemal’in hedeflediği yolda yürümeye, vatan borcumuzu en kuvvetli şekilde ödemeye devam edeceğiz. Milletin tartışma konusu yapıldığı günümüzde, Andımız’ın içeriğinde ki Türklük, doğruluk ve çalışkanlıktan da vazgeçmeyeceğiz. Yolumuz ilim yolu, yolumuz aydınlanma yoludur. Ne olduğumuzu da nerden geldiğimizi de menzilin neresi olduğunu gayet iyi biliyoruz. Yeter ki akla ve bilime söz hakkı verilsin ve destek olunsun. Maarif hayatının dert ve sıkıntılarını öğretmenler odalarında yeterince dile getiriyoruz.
SENDİKAL DURUŞUMUZU GÖSTERİYORUZ
Meselelerin çözümünü ilgili mercilerden bekliyor, sendikal duruşumuzu gösteriyoruz. Sendikal hayat kendi mecrasında akıp giderken istedik ki bir günü de kendimize ayıralım, bir olalım yol olalım, omuz omuza mücadelenin keyfini de yaşayalım. Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’a kulak verip kalpten kalbe gönülden gönüle köprü de kuralım. Beş bin yıllık engin kültürümüzün içinde bırakalım kendimizi, Orhun gibi çağıldayan kopuzun tınısına, Bozkırı yalın kılıç ok gibi kat eden atlarımızın nal ritmine, Kerkük’te söz olup feryada dönüşen yanık hoyrata, Doğu Anadolu’da bar, Karadeniz’de horon, Ege’de zeybeğe, Güneydoğu Anadolu’da uzun havaya. ‘Alem çiçek olsa arı ben olsam, dost dilinden tatlı dil bulamadım’ diyen Abdal Pir Sultan’ın deyişine, ‘Okuduğun tutmaz oldu alimler, kalktı da adalet arttı zulümler, terlemeden mal kazanan zalimler, can verirken soluması zor imiş’ dizelerindeki Dadaloğlu’nun isyanına, ‘Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi, koyun kurt ile gezerdi fikir başka aşk’ olmasa diyen Aşık Veysel’e, ‘Zorbalarında guru da meşe yanıyor, efem’ diyen Özay Gönlüm’ün yarenine, ‘İç sesimiz, işte buyuz’ dediğimiz, sevdiğinin diyarına selam götüren telli turna bağlamaya, topların surları dövmesi gibi gümbürdeyen davula, diyardan diyara götüren sevdanın türkülerine. Ve bir de, abide gibi duran sanat müziğimizi, dev şahsiyetleri Itri’leri, Dede Efendi’leri, Müzeyyen Senar’ları, Zeki Müren’leri, ‘Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç, bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç şarkısı’ gibi, bizi bizden alan nice makam ve usule de dokunalım.
Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.