17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Her yıl 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece Kocaeli yeniden o güne dönüyor. Yaşadıklarımızı konuşuyor, kayıplarımızı dualarla anıyoruz.
Elbette unutmayacağız. Ama 27 yıl sonra yalnızca hatırlamaktan söz etmekte yetmiyor. Bu şehirde neyi başardık, hangi riski azalttık, hangi işi hala tamamlayamadık? Artık bunları da açıkça konuşmak gerekiyor.
Deprem, sağlığı, eğitimi, ulaşımı, sanayiyi, iletişimi, aile hayatını ve gündelik hayatın birçok alanını etkiliyor. Veriler bu etkinin yaşamın 236 farklı alanına uzandığını gösteriyor-. Kocaeli’de geçen yıllarda önemli çalışmalar yapıldı. Zemin araştırmaları deprem eğitimleri,, yapı envanteri, kentsel dönüşüm ve afet hazırlığı bunlardan bazıları. Bunları yok saymak haksızlık olur, ama bunlar Kocaeli’yi depreme karşı daha dirençli hale getirmenin yalnızca başlangıç noktalarıdır.
Evimiz ne kadar güvenli ?
Çoğumuz binamızın deprem karşısında ne kadar dirençli olduğunu bilmiyoruz. Öğrenmek istediğimizde ise hangi kapıyı çalacağımız, hangi bilgiye güveneceğimiz konularında da tereddütlerimiz var.
Oysa sorabilir, bilgi isteyebilir ve ilk adımı atabiliriz. İlçe belediyelerin ilgili birimlerine başvurarak binanın ruhsatı, projesi ve belediyedeki yapı kayıtları hakkında bilgileri öğrenebiliriz. İl düzeyinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Dairesi Başkanlığı ile Kocaeli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne de başvurabiliriz. Gerektiğinde binamızı yetkili kuruluşlara da inceletebiliriz.
Fakat çoğu zaman sonucu öğrenmekten çekiniyoruz.
Ya bina riskli çıkarsa? Nereye gideceğiz? Malikler anlaşabilecek mi? Maliyet nasıl karşılanacak?
Bu kaygılar gerçek. Ama bilmemek binayı daha güvenli hale getirmiyor. Sadece gerçeği biraz daha erteliyor.
Kentsel Dönüşüm Neden Zor?
Kocaeli’de Cedit, Gölcük Merkez ve Derince Deniz Mahalleleri başta olmak üzere birçok bölgede yerinde kentsel dönüşüm çalışmaları sürüyor.
Veliahmet, Hacıhızır veDumlupınar’da dönüşümün önünü açan kararlar da önemli. Ancak şehirdeki ihtiyaç düşünüldüğünde, dönüşümün daha hızlı ilerlemesi gerektiği açık.
Çünkü dönüşüm sadece eski binayı yıkıp yenisini yapmak değil. Aynı zamanda insanların anlaşması demek. Maliklerin maliyet, daire koşulları, geçici taşınma, kira gideri ve sürenin ne kadar olacağı konusunda ortak bir noktada buluşması gerekiyor. İnsan, ne zaman başlayacağı ve ne zaman biteceği belli olmayan bir sürece kolay güvenemiyor. Belirsizlik uzadıkça anlaşmazlık büyüyor, riskli binada geçen zaman da uzuyor.
Yeni bir ev elbette değerli. Ama asıl kazanım daha güvenli bir yapıda yaşamak ve tamamlanan her dönüşümle Kocaeli’yi biraz daha dirençli hale getirmek.
Toplanma Alanımız Gerçekten Hazır mı?
Çoğumuz en yakın toplanma alanını ya bilmiyoruz ya da tabelasını bir kez okumuş ama dikkate almamışızdır. Hepimize tanımlı toplanma alanı bilgisi e-devlet sisteminde var. Bu yazıyı okurken hemen bunu öğrenmek için e-devletinize giriş yapın. Bu bile depreme hazırlık için bir adım atmanız demektir. Unutmayın bazı şeyler zor ama kolay olanları da kaçırmayalım.
Diğer taraftan depremden sonra kullanılacak bu alanların tabeladan ibaret olmaması gerekir. Gece o yoldan yürümek mümkün mü? Alan mahallede yaşayan herkese yeter mi? Çevresinde tehlike yaratacak yapılar var mı? Yaşlılar, çocuklar ve engelliler rahatça ulaşabilir mi? asıl mesele bu.
Ailemiz ve Mahallemiz İlk Güne Hazır mı?
Kocaeli vardiyalarla yaşayan bir şehir. Bir ilçede oturup başka bir ilçede çalışan çok sayıda insan var.
Çocuk okulda, öğrenci yurtta, anne ya da baba işte olabilir. Deprem olduğunda çocuğu kim alacak? Eve dönemiyorsak nerede buluşacağız? Telefonlar çalışmazsa, aile bireyleri birbirine ulaşamazsa ne yapacağız? Bunlar küçük ayrıntılar gibi görünür. Oysa afet anında karmaşayı azaltan, önceden kararlaştırılan bu basit konulardır. Bir buluşma noktası belirlemek, aile içinde kimin ne yapacağını konuşmak, gerekli ilaçları ve temel ihtiyaçları önceden düşünmek zor değil ama kaçımız bunu gerçekten yaptı?
Bir de mahallenin ilk saatleri var. Büyük bir depremde bütün ekiplerin aynı anda her sokağa ulaşmasını bekleyemeyiz. Mahallede yalnız yaşayan yaşlılar biliniyor mu? Desteğe ihtiyacı olan engelli bireyler için bir plan var mı? İlk yardım bilen birileri var mı? Apartmanda doğal gazı ve elektriğin nereden kapılacağını bilen var mı?
Burada vatandaşı arama kurtarma görevlisine dönüştürmekten söz etmiyorum. Profesyonel yardım ulaşana kadar paniği önleyecek, basit riskleri azaltacak ve ihtiyaç sahiplerine destek olacak bir hazırlıktan söz ediyorum. Mahalle Afet Gönüllüleri sistemi tam da bu ihtiyaca karşılık geliyor.
Bu yıl ne değişti?
17 Ağustos asıl sorularından biri artık bu olmalı.
Her yıl toplantılar, paneller, eğitimler ve bilimsel çalışmalar yapılıyor. Hepsi değerli. Çünkü 17 Ağustos’tan 6 Şubat depremlerine kadar yaşadığımız her büyük deprem bize yeni şeyler öğretti, bildiklerimiz arttı, afet yönetimimize bakışımız değişti. Yapılan çalışmalar ve dünyanın farklı yerlerinden yaşanan depremler, hazırlığı yalnızca tekbir senaryoya göre kurmanın yeterli olmadığını gösterdi. Birbirine yakın zamanlarda yaşanılabilecek depremler, ulaşım ve iletişim kesintileri, sanayide oluşabilecek ek riskler, barınma ve sağlık ihtiyacının aynı anda büyümesi gibi zincirleme etkilerde hesaba katılmalı.
Bilim insanları bu konuları toplantılarda konferanslarda tartışıyor, çözüm yolları üzerinde çalışıyor. Ortaya çıkan bilgiler ve öneriler kent yöneticilerine, karar vericilere ulaşmalı, yol haritaları yeni veriler doğrultusunda güncellenmelidir. Halkda neyle karşılaşabileceğini ve nasıl hazırlanması gerektiğini bilmelidir.
Amaç korkutmak değil karşı karşıya olduğumuz gerçeği doğru anlatmak ve hazırlığımızı geçmişte yaşadığımız depremlere göre değil, gelecekte karşılaşbileceğimiz senaryolara göre kurmak.
27 yıl, ne yapılması gerektiğini öğrenmek için yeterince uzun bir süre.
Artık her 17 Ağustos’ta iki soruya cevap aramalıyız:
Geçen 17 Ağustos’tan bu yana hangi deprem riskini azalttık?
Bir sonraki 17 Ağustos’a kadar neyi başarmayı hedefliyoruz?
Çünkü artık mesele yalnızca hatırlamak değil, Kocaeli’yi her yıl biraz daha güvenli, biraz daha hazırlıklı ve daha dirençli hale getirebilmek.