Konuşmasında 15 Temmuz kalkışmasını bir "derin gladyo faaliyeti" olarak nitelendiren Kâmil Şirin, bu yapının emperyalizmin çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti. Darbe teşebbüsü sonrasında hayata geçirilen "Türk usulü başkanlık sistemi" ile Türkiye’nin zayıf demokrasi kültürünün tamamen korumasız hale geldiğini savunan Şirin, şu ifadeleri kullandı;
"Siyasal iktidar, bir daha böyle bir darbe teşebbüsü yaşamamak ve olağan bir iktidar değişikliği durumunda karşılaşacakları dava tehditlerinden korunmak adına bugün yaşamak zorunda kaldığımız bu tek adam anayasasını ihya etmiştir. Türkiye, 1950’den 2016 yılına kadar, darbe dönemlerinde dahi seçme ve seçilme hakkının korunduğu bir ülke idi."
TAM TERSİ POLİTİKLAR İZLENMEKTEDİR
15 Temmuz sonrası koşullarında bir "parti devleti" oluşturulduğunu ileri süren Şirin, seçim dönemlerinde devletin tüm imkanlarının iktidar partisi tarafından hoyratça kullanıldığını iddia etti. Muhaliflerin baskı ve tehditlerle sindirilmeye çalışıldığını belirten İYİ Parti Kocaeli İl Başkanı, medyanın durumuna dikkat çekerek, "Ülke basınının yüzde 98’i kontrol altına alınmıştır. Hiç olmayacak vaatler ve aslı astarı olmayan korkutmalar ile seçim kazanılmakta; seçim sonrasında ise vadedilenlerin tam tersi politikalar izlenmektedir. Siyasal iktidar kendisini kendi sözüyle bağlı görmemektedir" dedi.
HER TUŞA BASIYORLAR
İktidarın kendi varlığını sonsuza kadar sürdürebilmek adına toplum mühendisliği yaptığını ve "her tuşa bastığını" ifade eden Kâmil Şirin, mevcut yönetim anlayışına karşı ülkenin sabrının tükendiğini vurgulayarak konuşmasını şöyle tamamladı:
"Bir seçimin kazanılmasına bağlı olarak beş yıl boyunca hiçbir sınırlamaya tabi olmayan bu hoyratlığa artık bu ülke daha fazla katlanamaz. Bu ülke daha fazla hukuksuzluk ve keyfilik ile terbiye edilemez. 15 Temmuz’da bir refleks ve makul bir savunma çabası olarak başlayan hukuku yok sayma alışkanlığı, o günün koşullarında ehvenişer olarak kabullenilmiş ise de bugün artık tahammül edilebilir bir yük değildir."