Kocaeli’nin bilinen isimlerinden olan Hüseyin Erol hem sivil toplum kuruluşunda yapmış olduğu çalışmalar hem de siyasette söz sahibi olan birisi.
Siyasette başarı merdivenlerini bir bir çıkan Erol, kurduğu ‘Biz İzmit’iz’ sosyal platformuyla da adından söz ettiriyor.
Aynı zamanda çarşı merkezde işyeri de olan Erol, bir taraftan da ticarete yön vermek için çabalıyor. Adeta her parmağında bir marifet olan Erol’un daha yapacak nice plan ve projeleri var.
Hal böyle olunca Hüseyin Erol’a aklımızda ne varsa sorduk, samimi cevaplar aldık.
Keyifle okuyacağınız bu röportajı siz okurlarımız ile paylaşıyoruz
-Öncelikle sizi tanıyalım....
1960 İzmit doğumluyum. Babamın görevi dolayısı ile okul dönemim Derince’de geçti. Kocaelispor minik takımında futbol oynadım. Askerlik görevimi tamamladıktan sonra ticarete atıldım. 1983 yılından bu yana kent merkezinde faaliyet gösteren Stom Hazır Giyim firmasının sahibiyim. 1985 yılında Süreyya Hanım ile evlendim. Burç ve Burcu adlarında iki çocuğum bulunmaktadır. Kentin her türlü sorununu kendine dert edinen, çözüm arayan ve bunun için mücadele eden bir İzmit sevdalısıyım. Birçok sivil toplum örgütünde kuruculuk, kurucu başkanlık, yöneticilik ve üyelik görevlerinde bulundum.1994 yılından bu yana da aktif siyasetin içinde yer almaktayım…
-İzmit’te oldukça tanınıyorsunuz.. Siyasetçilik yanınızda var. Siyasete devam edecek misiniz?
GKD başkanlığını tamamladıktan sonra 1994 yılında DSP İzmit İlçe Başkanı oldum ve kent siyasetine merhaba dedim. 1995 yılı genel seçimlerinde DSP’nin üç milletvekili çıkarttığı dönemin ilçe başkanıyım. Hiç kimsenin tahmin etmediği bir başarıyı yakalayan ve dikkatlerin Hüseyin Erol’un üstüne çekildiği bir seçim süreci yaşadık. İlerleyen yıllarda CHP’ye üye oldum ve 2011 yılında Yalçın Kuşkan başkanlığındaki CHP İl kurulunda il saymanı olarak görev aldım. Dört yıldan bu yana CHP İzmit- Hacıhasan mahallesi delegesiyim. Önümüzdeki günlerde başlayacak olan kongre takvimini her partili arkadaşım gibi ben de yakından takip ediyorum. Siyaseti birlikte yaptığım ve inandığım ekip arkadaşlarım ile birlikte, kongre sürecin içinde aktif olarak yer alacağım. Kentimi ve ülkemi çok seviyorum.
AKTİF SİYASETTE OLACAĞIM
-Siyaset sizin için ne anlama geliyor?
Bugün kentte ve kent kamuoyunda Hüseyin Erol ismi varsa ve Hüseyin Erol adından çokça söz ediliyorsa, bunu siyasetten önce, Genç Kocaelililer Derneği’ndeki çalışmalarıma bağlamak gerekir. 1991 yılında yönetim kurulunda görev aldığım (GKD)’de dönem sonunda arkadaşlarımın verdiği destek ile GKD’nin başkanlığını üstlendim. İki dönem başkanlık yaptım. Bu dönemlerde ben ve arkadaşlarım, İzmit’e damgamızı vurmuş, derneğin çıtasını çok yukarılara almıştık. Kent adına çok doğru şeyler söyledik. Şehrin erkleri “ne söyleyeceğiz diye ağzımızın içine bakar” olmuşlardı. Yüzlerce aktivite yaptık. Bu arada“Gençler siyasete girsin, kendi siyasi görüşlerini temsil eden partiye üye olsun” dedik. Ama derneğe adım atarken de üyesi olduğu partinin rozetini de kapıda bırakmalarını istedik. Bu konuya azami özen gösterdik. GKD, ortak aklın öne çıkarıldığı, kentin bir üst kurulu gibi çalıştı. Sorduğunuz soruya gelince, siyaset her sorumluluk sahibi vatandaşın içinde yer alması gerekeni, toplumsal bir uğraşıdır. Siyaset, ülkemizin ve yaşadığımız kentin geleceği ile ilgili doğru şeyleri söyleyebileceğimiz ve hayata geçirebileceğiniz tek platformdur. Halka ulaşmanın ve hizmet etmenin yoludur siyaset. Çözüm sanatıdır. Ama ne yazık ki ülkemizde insanlar siyasetten ve siyasetçiden bıkmış, illallah etmiş durumdalar. Neden? Siyaseti halk için değil de, kendi kişisel ikballeri ve menfaatleri için kullanan siyaset aktörleri yüzünden. Ama ben ve ekip arkadaşlarım yaklaşık yirmi yıldan bu yana, dürüst, karakterli ve sokakta karşılığı olan yurttaşların da siyasetin içinde var olabileceğini ve çalışabileceğini gösterdik. İşte Hüseyin Erol ismi de bu disiplinle bugüne kadar geldi. Kent beni bu duruşumla biliyor, tanıyor ve güveniyor. Bu güveni boşa çıkarmaya hakkımın olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden aktif siyasetin içinde olmaya devam edeceğim.
-Siyasetin yanında “Biz İzmitiz” isimli platform kurdunuz. Buna neden ihtiyaç duyuldu?
Geçen ay TÜİK tarafından yayınlanan bir istatistik de kent nüfusunun yarısının Kocaelili doğumlu olduğu diğer yarısının da İzmit’e dışarıdan gelen vatandaşlarımız tarafından oluşturduğu açıklanmıştı. Dolayısıyla kentimizde, Anadolu motifleri ile süslü bir kültür mozaiği var. Çeşitli sebepler ile İzmit’e göç eden vatandaşlarımız buraya geldiklerinde bu kentin havasını soluyup, burada ekmek parası kazanıp, yaşama burada devam ettiklerinde kendiliklerinden İzmitli oluyorlar. Burada, İzmit’te doğan, yaşama İzmit’te merhaba diyen, bu kentin sokaklarında büyüyen, okullarında okuyan, evlenen, eli ekmek tutan biz kent yurttaşlarına da bir görev düşüyor. Nedir o görev? Kentte dışarıdan gelen arkadaşlarımıza merhaba demek ve tüm kent halkını İzmit’in tarihi, kültürel ve sosyal geçmişi ile tanıştırmak ve bilgilerle donatarak, ortak kent kültürünün ve yaşamının içine almaktır. Bu kentin yaşayanlarını bu bütünün bir parçası olduklarına inandırmak ve biz olmayı sağlayabilmektir. Her ne sebeple gelirse gelmiş olsun, İzmit ile yolu çakışanların bu kenti yakından tanımasını istiyorum ben. Bu kentin tarihini, geçmişini ve bu kenti ayağa kaldıran insanların kimlerin olduğunu bilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bunu nereden biliyorum. Kendimden elbette. Ben de doğduğum bir kentin dışında bir başka şehirde yaşamak zorunda kalsaydım böyle yapardım. Bunun içinde büyük çaba sarf ediyorum. Bu çabalarımın en somut olanlarından bir tanesi, bundan altı yıl önce klavyenin bir tuşuna basarak, sosyal medya platformu Facebook üzerinden kurmuş olduğum Biz “İzmitiz” grubudur. Biz “İzmitiz” bugün 23000 aktif kullanıcıya, 8500 kişi kadar da üyelik başvurusu yaparak bu büyük ailenin bir ferdi olmak için onay bekleyen değerli kent yaşayanlarının bir araya geldiği bir sosyal medya platformudur. Belli bir disiplin içerisinde, suskun bir kenti konuşturarak öne çıkan Biz “İzmitiz”in yakın vadedeki hedefi, önümüzdeki yıl sonuna kadar aktif kullanıcı sayısını 50000 kişiye çıkarmaktır.
-Platform olarak neler yapıyorsunuz?
Bu platformda 3000 yıllık bir tarihe sahip olan kentimizin geçmişine ait belgeler, fotoğraflar, yazılar, anılar, sosyal ve kültürel anlamda bugüne kadar yapılmış olan etkinliklere ait belge ve görsellerin yayınlanmasını sağlıyoruz. Kenti bugüne kadar ayağa kaldıran insanların yaşamlarından kesitler sunuyoruz. Aslında kentin tarihini hep birlikte yeniden yazıyoruz. 150.000 parçalık arşivine sahibiz. Gelecek nesiller için inanılmaz bir kaynak bu. Bugün İzmit’teki bir çok işletmenin ve evin duvarlarını süsleyen, büyük fotoğraf ustası Fahri Seyrek’in ve diğer fotoğrafçılarımızın inanılmaz güzellikteki fotoğrafları bizim rehberimiz ve ışığımız oldu. Değerli kent büyüğümüz ve Kocaeli Dökümantasyon Merkezi üyesi İlker Kumral’ın hazırlamış olduğu,”Fotoğrafa Adanmış Bir Yaşam Fahri Seyrek” adlı kitap, Biz “İzmitiz” grubu üyelerinin finans katkıları ile basılarak kent arşivine armağan edildi. İlerleyen dönemlerde farklı fotoğrafların albüme dönüştüğü, anıların ve belgelerin kitaplaştırıldığı yeni yayınlarla kent kamuoyunun önüne çıkacağız. Yalnızca, bu platformun sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için bazı kuralları bulunmaktadır. Grup sayfamız da ticari hayata yönelik ilan ve reklamlara, siyasi ve amaçlarımızın dışında kalan ve kopyala - yapıştır yöntemi ile kullanılan paylaşımlara kesinlikle izin verilmemektedir. Bunun için grup sayfamızın devamlı takip ediyoruz. Bu disiplini sağlamak ve saha temizliğini yapmak üzere benim dışımda 15 kişilik bir gönüllü arkadaşım var. Onlar grup kurallarına aykırı olan paylaşımlara en kısa süre içinde müdahale ediyorlar. Bu ciddiyeti ve sürekliyi başka türlü sağlamanız mümkün değildir. Biz “İzmitiz “in öne çıkarak, yol alması da doğru yaptığımızın en büyük kanıtıdır.
HEYKELİ DİKİLECEK ESNAF
-Aynı zamanda esnafsınız. Esnafın durumu içler acısı. Sizce kurtuluş reçetesi nedir?
1983 yılından bu yana kent merkezinde esnaflık yapıyorum. Çarşını en eskileri arasında sayılıyorum artık. Allah sağlık verirse esnaflıktaki 50.yılımı Fethiye Caddesinde kutlamak istiyorum. Gelelim bugün ki duruma. 1995 yılına kadar kent merkezindeki esnaflar gelen tehlikenin pek farkında değildi. Dünya ve ülke ticareti yöntem değiştirmiş, sermaye çok daha güçlenmiş ve küçük esnafı bitirmek için bakir alanlar aramaya başlamıştı. Büyük sermaye, İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra, kişi başı geliri ile ülke ortalamasının çok üzerinde olan İzmit’i gözüne kestirmiş ve buna göre pozisyon almıştı. Bizim yerel yönetimlerimizin ticaretteki gelişmeleri okuyamamaları yüzünden, AVM’ler ve büyük marketler şehrin içine sokulmuş ve halkın yürüyüş mesafeleri içinde konumlanmışlardı. Bu büyük sermaye kuruluşlarına verilen her ruhsat, yerel esnafın tabutuna çakılan bir çivi olmuştu. Güçlü sermayenin bu ani ve güçlü atakları, şehir esnafının nefesini kesmiş, kazancını yerle bir etmişti. Bu durum karşısında ben ve otuza yakın esnaf arkadaşım bu sıkıntıyı daha önceden görmüş, İzmit esnafını bir çatı altında birleştirerek “İzmit Kent Merkezi Ticari Dayanışma Derneği” ni 1998 yılında kurmuştuk. İKM’nin kurucu başkanlığını üstlendiğim ve dernek açılışı yaptığımız o günü asla unutmam. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen ve Kocaeli Valisi Memduh Oğuz da açılışımıza katılmışlardı. O gün yaptığım konuşmamda, yerel yöneticilerimizin, kent esnafını gerektiği gibi korumadığını, çarşıyı cazibe merkezi haline getiremediklerini ve AVM’ler ruhsat verirken şehir esnafını değil de alacakları ruhsat harcını düşündüklerini söylemiştim. Bunu eleştirilerim üzerine Memduh Oğuz söz almış,” sayın başkan çok acımasızca eleştirilerde bulundun biz bunları hak etmedik” demişti. Ben de kendisine cevaben, “ sayın valim, siz devletin memurusunuz. Belirli bir süre sonra başka bir şehre tayininiz çıkacak. Mecburen gideceksiniz. Burada sorunlarımız ile biz yine baş başa kalacağız” demiştim. Nitekim dediğim gibi de oldu, Vali bey altı ay sonra başka bir ile gitti, biz el elde, baş başta kalmıştık. Derneği kurarken büyük bir hayalimiz de vardı. Her birimizin kendi işleri devam ederken, öte yandan da bir şeyler üretmek ve satmak istiyorduk. Bu amaç doğrultusunda her dernek üyesinin gücü ve kendi belirlediği aylık ödentilerini üç yıl boyunca bir havuzda toplayacaktık. Elde ettiğimiz sermaye ile de yatırım yapacaktık. Bu amaç içim İKM A.Ş ‘yi kurduk. Sekiz ay boyunca aylık ödentilerimizi döviz olarak bir banka hesabında topladık. Her şey yolunda giderken, 17 Ağustos 1999 depremi ile karşı karşıya kaldık. İzmit esnafı için ikinci bir yıkımdı bu. Maalesef işleri bir kez daha sekteye uğrayan esnaf arkadaşlarımızın ödedikleri yatırım paylarını bir ay içinde iade etmek zorunda kaldık. Bu tarihten sonrasını işte hep birlikte yaşayarak bu günlere kadar geldik. İnönü Caddesinin, Yürüyüş Yolunun hali, küçük esnafın durumunu en açık bir şekilde ortaya koymaya yetiyor aslında. Çarşı'nın merkezi ve dükkan kiralarının en yüksek olduğu Fethiye Caddesinde bile 3-4 dükkan kiracı bekliyor. Eskiden bu caddede ticaret yapmak bir prestijdi. Ticaret yapmak, bir dükkan kiralamak için yüzlerce bin lira hava paraları ödeniyordu. Son 25 yılda dört büyük ekonomik kriz yaşadık. Bu dönemlerde ayakta kalabilmeyi başarabilmiş esnaf, heykeli dikilecek esnaftır. Onların hepsi ayrı bir başarı hikayesi yazmışlardır. Bu süreçte yüzlercesi de kepenk indirmek zorunda kalmışlardır. Bizlerin yıllarca yaşadığı bu olumsuz süreçler, günümüzde, bizlerin olduğu kadar AVM ler için de geçerli olmaya başlamıştır. Döziv bazlı yüksek kiralar, yüksek ortak giderler, müşteri kitlesindeki bölünme ve gelir kayıpları, onları da içinde çıkılamaz bir duruma sokmuştur. Ticaret tekrar bir değişim ve küçülme sürecine girmiş, kartlar yeniden karılmıştır. Ben ve diğer kent esnafı arkadaşlarım bu süreci de en az kayıpla kapatarak, mekan, ürün ve hizmet kalitesi bakımından kendilerini yenileyerek ve güncelleyerek devam edeceklerdir. Bunun başka bir yolu da yoktur. Ya bu deve güdelecek, ya da diyardan gidilecektir..
İZMİT ESNAF VE TİCARET TARİHİ
-Kent kültür ve tarih arşivine bir kitap hediye ettiniz. Bu kitap hakkında neler söylemek istersiniz?
2011 yıllarının başlarıydı. Kent tarihine olan ilgim ve esnaf olmam sebebiyle, İzmit esnaf tarihi ile ilgili bir çalışma yapmayı planlıyordum. Cumhuriyet döneminden başlamak kaydıyla bu şehrin çarşılarına, sokaklarına, esnaf olarak imzalarını atan, adları birer marka olmuş kent büyüklerinin yaşamlarını, ticaret anlayışlarını, kayda almak suretiyle ölümsüzleştirmek ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlamıştım. Bu düşüncemi değerli ağabeyim, İzmit üzerine onlarca kitabı ve makalesi bulunan Feyzullah Yavuz Ulugün’e açtım. Kendisi yapacağım çalışmanın kent için çok önemli olacağını, Bithynia döneminden bu yana bölgenin ticari açıdan çok hareketli olduğunu ve bu hareketliliğinin kitapta yer almasının çok daha doyurucu olacağını ve her türlü katkıyı sunacağını belirtti. Bunun üzerine çalışmalarıma başladım. İzmit Esnaf ve Ticaret Tarihi adını verdiğim ve ülkemizde başka bir örneği olmayan bu kitap çalışmam yaklaşık dört yıl sürdü. Bu kitabımın içeriğinde, kentin çarşı ve esnafın en yoğun olduğu caddelerin harita ve krokileri, dükkan konumları, fotoğrafları, Antik dönemde İzmit’te ticaret, Osmanlı döneminde İzmit’te ticaret, İzmit Ticaret Odası Tarihi, Denizyolları, karayolları, Demiryolları Jansen Raporu ve kent içi imar düzenlemeleri, 150 kadar İzmit eski esnafının yaşam biyografileri ve 600 kadar da fotoğraf bulunmaktadır. İzmit Esnaf ve Ticaret Tarihi, bir çok ödüle layık görülmüş ve 2014 yılı Kasım ayından bu yana tüm devlet kütüphanelerinde yerini almıştır.
Bu kitap çalışmamın ardından Art Nicomedia Derneği Başkanı Akın Ülkü Sevinç’in değerli teklifi üzerine, İzmit’in düşman işgalinden kurtuluşunu anlatan “28 Haziran” adlı kurtuluş belgeselinin dramaturg senaryosunu yazdım. Dört ay süren bu belgesel çalışmasının her aşamasında yer alarak, kentime hizmet etmekten bir kez daha onur duydum.
KOCAELİSPOR’UN GELECEĞİ EMİN ELLERDE
-Kocaelispor ile de yakından ilgilisiniz. Şuan ki durumundan memnun musunuz?
Kocaelispor’un bundan üç yıl önceki durumunu baktığımızda, yok olmaya yüz tutmuş, kentteki güvenilirliğini neredeyse yitirmiş, kentin en değerli markası değilmiş de, kenttin sırtına yük olmuş bir takım görüntüsü vardı. Bu durum beni ve gerçek Kocaelisporluları çok üzmekteydi. “Kulüp kapanıp gidecek” derken, GKD’de başkanlık yaptığım dönemlerde spor komitemde çalışma yapmış olan aslan parçası kardeşim, yeşil- siyahlı renklere sevdalı Bahri Yavuz ve arkadaşları ortaya çıktı. Gerçekten takdire şayan ve inanılmaz bir performans gösterdiler. Her yere, herkese dokunmayı başardılar. Kentin bir sivil toplum örgütü gibi çalıştılar. Bu anlamda, kentimiz Bahri Yavuz ve arkadaşlarına çok şey borçlu. Ama bizim ülkemizde, her şey skora ve şampiyonluğa göre değerleniyor. Her sene takım şampiyon olsun isteniyor. Yok böyle bir şey. Bahri başkanın da söylediği gibi bu yıl yapılanma yılı olacak sanırım. KEV sürecinin tamamlanmasına az bir süre kaldı. Son olarak Sporouim tesisleri Kocaelispor'a kazandırıldı. Alt yapıya önem vermeye devam ediyorlar. 6-7 genç oyuncumuz ile takımımız takviye edildi. Kocaelispor'un geleceğini kurtaracak olan yeni ve kalıcı tesisleri için çalışma içinde olduklarını biliyorum. Bu tesisleri de kentle birlikte yapabileceğimize olan inancım sonsuz. Kimse merak etmesin. Kocaelispor ve Kocaelispor'un geleceği emin ellerde. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da Bahri Yavuz’un yanında durmaya, elimden gelen desteği vermeye devam edeceğim.
-Kocaelispor için neler yapılmalı?
Ağaç yaşken eğilir sözünden yola çıkılmalı ve hareket edilmelidir. İlkokul çağından başlayarak çocuklara Kocaelispor aşkını aşılayarak, geleceğin taraftarlarını kitlesi oluşturulmalıdır. Geçtiğimiz sezonlarda Kulüp Başkanımız Bahri Yavuz, ilkokul çocuklarına kalem ve silgi yaptırarak çok doğru bir adım attı. Takımı, kent halkı ve esnafı ile sık sık bir araya getirmeli ve dialog geliştirilmelidir. Kocaelispor’un geleceğe emin adımlarla yürümesi için Kocaelisporlu olan herkesin kulübe üye olması gerekmektedir. Ne kadar sağlıklı üye, o kadar başarı demektir.
ÇOK YAZIK ÜZÜLÜYORUM
-İzmit’in yaşanılabilir olması için ne gibi çalışmalar yapılmalı?
Ben bu kentin bir yaşayanı ve esnafı olarak yerel yöneticilerimizden bir talebim olacak. Bu talebimi onlarca kez yinelememe rağmen, sizin aracılığınız ile tekrardan dile getirmek istiyorum. Kent ve kentin gelecekteki yaşamını direkt olarak etkileyecek kararlar alınırken, “ben yaptım oldu zihniyetinden” uzaklaşılmasını, biz hep birlikte neler üretebiliriz, ortak aklı nasıl egemen kılarız” düşüncesini hayata geçirsinler. Siz kimsiniz diye sorarlarsa, biz öncelikle İzmitiz, sivil toplum örgütleriyiz, meslek odalarıyız. Çok mu zor bu yapıları bir araya getirmek, çok mu zor bir davet çıkarmak, fikir sormak? Elbette değil ama maalesef yapmıyoruz. Sonra da ortaya çıkan sıkıntılar bu kentin yaşayanları olarak bizler çekiyoruz.
Size en son yaşanan ve kenti çok yakından ilgilendiren üç olaydan söz etmek isterim. Birincisi kent içi tramvay geçişi. Nihayet bitti. Yapım sürecindeki sıkıntıları tekrardan ortaya koymak istemiyorum. İlk izlenimlerden de anladığımız kadarıyla halkımız memnun. Bu güzel bir şey. Ama sonuçlarını ilerleyen zamanlarda daha da net göreceğiz. Ben şimdi çalışmaların başladığı tarihlere gideceğim. Önce, tramvay hattını Yürüyüş Yolu üzerinden geçirmek istediler. Ortalığı ayağa kaldırdım. Onlarca paylaşalım yaptım. Her paylaşımım yerel gazetelerde yer buldu. Biz “ İzmitiz” grubunda yüzlerce olumsuz yorum yazıldı. Bu çabalarımız ile Yürüyüş Yolunu kurtarabildik. Sesimiz çıkmasaydı, bodoslama yürüyüş yoluna gireceklerdi.
Gelelim Atatürk Anıtının önündeki otopark alanına. Tarih Koridoru projesi için ve en değerli referans noktalarından birisi Atatürk Anıtı. İzmit Belediyesi anıtın ön tarafını, yaptığın üç yıllık bir kira sözleşmesi ile özel bir kuruluşa kiraya veriyor. Olacak iş değil. İzmit Belediyesine bu konunun iptali için verdiğim dilekçeye verilen cevaptan öğrendiğim kadarı ile bu kira sözleşmesi 29 Mayıs 2018 tarihinde sona erecek. Bu işin peşini bırakmayacağım. O kira kontratını bir daha uzattırmayacağım.
Gelelim Kültür Tepesi 2. Etap çalışmaları kapsamında yapılan, İzmit’in kurtuluş günü olan 28 Haziran tarihine yetiştirilmek üzere yangından mal kaçırırcasına yarım yamalak açılan Kasrı Hümayun, İmaret Camii ve müştemilat binalarının yer aldığı Kültür Tepesi düzenlemesine. Kent dinamiklerine danışmadan, orada çocukluk günlerini yaşayan İzmitlilere sormadan, Av Köşkünün bahçesine bile bakmayı akıl edemeyenlerin çizdiği beton tepe. Bu projeleri kim çizer, kimin peşine takılırsınız, bilemem ki? Ortalıkta geçtim insanı, kedi, köpek bile yok. Karıncaların başına güneş geçmiş. İçim acıyor, yazık çok yazık..
Bu kadar eleştiriden sonra kent adına, kent tarihi adına hiç mi bir şey yapılmıyor, diye soranlar olduğunu duyar gibiyim. Tarihi hamamların restorasyonu, Kapanca Sokak’ta bulunan ahşap evlerdeki güzel çalışmalar, aslına uygun olarak yeniden yapılan Sırrıpaşa Konağı ve Portakal Hafız Konağı için elbette teşekkür ederim. Ama bunlar yetmez. Kentin kültürel ve ekonomik olarak gelecek zamanlara taşınması için İzmit’in altında yatan Roma tarihine ait eserlerin gün yüzüne çıkartılması gerekir. Bunlar bir dünya mirası olarak tüm insanlığa kazandırılırsa, İzmit’in sırtı yere gelmez. Tüm doğal güzelliklerini, körfezini, üzümünü, kirazını sanayiye kurban veren İzmit’in kurtuluşu, bacasız sanayi olarak adlandırılan tarih ve kültür turizme yönelmesindedir.