İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Tolga Ok, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde konuğumuz oldu.
18 yıl önce meydana gelen asrın felaketinin ardından ilimizde yapılan çalışmalardan da bahseden şube başkanı Ok, samimi açıklamalarda bulundu.
Önlem alınmadığı takdirde İstanbul depreminde Kocaeli’nin enkaz altında kalacağını ifade eden Ok, yapılanların eksik olduğunun altını çizdi.
Deprem bilincinin herkesime yayılması gerektiğine vurgu yapan Ok, şehirler için kentsel dönüşümün de olmazsa olmaz olduğunu söyledi.
-Öncelikle Tolga bey sizi biraz tanıyalım…
1976 yılında Kocaeli İzmit`te doğdum. Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 2001 yılında mezun oldum. Aynı yıl meslek hayatına başlayıp, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Kocaeli Şubesine üye oldum. 2006 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Kıyı ve Liman Mühendisliği Lisansüstü programını bitirdim. Proteknik Uluslararası Mühendislik ve Proteknik Yapı ve Zemin Laboratuvarı Firmalarının kurucu ortaklarından olup kendi firmalarımda serbest inşaat mühendisliği yapmaktayım. İMO Kocaeli Şubesi 8. Dönem Yönetim Kurulu Üyeliği, 9. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundum. Kocaeli Kent Konseyi yürütme kurulu üyesi, Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) meclis üyesi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) üst kurul delegesiyim. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Şu an İMO Kocaeli Şubesi 10. Dönemde başkanlık görevini yürütüyorum.
-Ne zamandır oda başkanlığı yapıyorsunuz, birazdan da yaptıklarınızı öğrensek…
2014 yılından beri İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanlığı görevini yürütüyorum.
Oda olarak bilmeyenler için faaliyetlerinden de biraz bahsedelim. İnşaat Mühendislerinin mesleki çalışmaları ve yetkilerini kullanmaları sürecinde karşılaşacakları her türlü yasa ve yönetmelik dışı haksızlık, şeref ve onur dışı davranışlara karşı bütün girişimleri yapmak ve üyeler arasındaki mesleki dayanışmayı güçlendirmek. İnşaat Mühendisleri’nin mesleklerini uygulaması sırasında oda yasası yönetmeliklerine uygun davranmalarını sağlamak. Kocaeli Şube olarak üyelerimizden gelen talepler doğrultusunda meslek içi eğitim, kurs, seminer, teknik ve sosyal gezi gibi çeşitli etkinliklerimiz devam etmektedir. İş arayan ve işverenler arasında bir köprü oluşturduk onları sosyal medya aracılığıyla buluşturduk ve su sayede bir çok üyemize iş istihdamı sağladık. Sağlık, eğitim, turizm gibi çeşitli sektörlerde ise üyelerimizin faydalanabileceği indirim imkanları sağladık. Oda çalışmalarımızı periyodik yayınlarla üyelere ve kamuya duyuruyoruz.
-İnşaat mühendisleri odası deyince insanın aklına hemen deprem geliyor. Çünkü insanlar ev yaparken sizlerden faydalanıyorlar. Sizce sağlıklı ev nasıl olmalı?
Ev satın alırken ya da yaptırırken hazır beton teknolojisi ile üretilen binaları tercih edin. Ev alırken mutlaka bodrum katına bakın. Eğer rutubetliyse, binanın su yalıtımı kötü demektir. Yalıtımı iyi yapılmamış binaların taşıyıcı sistemlerindeki donatıların kohezyona uğraması nedeniyle mukavemet kaybı olur, bu da deprem sırasında yapının hasar görmesine neden olur.
-Biliyorsunuz ki bu hafta asrın felaketinin yıldönümünü içeren hafta. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden yıllar geçti, şuana kadar gelinen süreçteki çalışmaları nasıl buluyorsunuz?
Odamız yıllardan bu yana, deprem tehlikesi ve deprem önlemleriyle ilgili; mevzuattan yapı üretim sürecine kadar geniş bir yelpazede görüş ve önerilerini defalarca kamuoyuyla paylaşmış, raporlar hazırlamış, ilgili bakanlıkların düzenlediği bilimsel içerikli etkinliklere katılarak değerlendirmelerde bulunmuş, toplum yararına gördüğü her türlü girişime destek verip katkı sağlamış, kendi olanakları çerçevesinde deprem ve ilgili konular bağlamında çok sayıda bilimsel-mesleki etkinlikler, meslek içi eğitimler düzenlemiş, depremin unutulmaması ve duyarlılığın artırılması amacıyla çeşitli çalışmalar organize etmiştir.
Depremin bu kadar çok can ve mal kaybına yol açmasının sebebi olarak; kaçak yapılar, standartlara uygun olmayan binalar ve daha ucuza mal etmek için malzemeden çalan müteahhitler gösterildi. Depremden sonra tüm Türkiye'de geçerli olmak üzere deprem yönetmeliği çıkarıldı, zorunlu deprem sigortası gibi birtakım düzenlemelere gidildi. Önlem alınmıyor diyemeyiz. Devletimiz, odalar, üniversiteler canla başla çalışıyor.
17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümünde, depremin ülkemizin hâlâ en büyük sorunu olduğunu hatırlatmayı toplumsal bir sorumluluk olarak gördüğümüzü bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
HERKESİN SORUMLULUĞU VAR
-Depremle ilgili olarak valilik, belediye ve bazı STK’lar bugüne kadar birçok kez bir araya geldi. Bu toplantılar ve sonrasındaki adımlar sizleri tatmin etti mi?
Kocaeli genelinde hasarlı binaların bulunduğu biliniyor ama Kocaeli’de çok büyük bir değişim yaşanıyor. Kocaeli artık kendi kendini yenilemeye başladı. Kocaeli'nin imar planı santim santim hesaplamıştır. Türkiye’de ilk defa bir ilin tamamının planlandığı kent Kocaeli’dir. Bir kent planlı değilse, orada hiçbir şey yapamazsınız. İlimizdeki belediyeler bunu kurumlarla, STK’larla, üniversitelerle bir araya gelerek yaptı. Geldiğimiz noktada Kocaeli yeni yüzüyle daha güvenli bir kent olma yolunda hızla gelişiyor.
-Bugüne kadar depremde hasar alan kaç bina yıkıldı, ne kadarı daha yıkılacak?
Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, “Resmi verilere göre 18.373, resmi olmayan verilere göre 50.000 ölüm yaşandı. 17 Ağustos depreminde 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar görürken 96 bin 796 konut ve 15 bin 939 işyeri yıkıldı. 107 bin 315 konut ise orta derecede hasar gördü. Orta hasarlı işyeri sayısı ise 16 bin 316 oldu. Kocaeli’de yıkılması gereken üç binin üzerinde bina var.
-Bu gibi çalışmalarda belediye ile koordineli mi hareket ediyorsunuz?
Hasar tespit çalışmaları Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından belirlenmektedir. Bu çalışmalar sırasında; çeşitli kamu kurum ve kuruluşlar, Mühendis, Mimar ve Üniversiteler de katkı sağlamaktadır.
-Yapılan çalışmalarla Kocaeli’nde afet bilinci oturdu mu?
Afetlere hazırlık için yapılacak birçok çalışma vardır ama bu çalışmalar asla tek bir kurum, kuruluş ya da kişi veya makam tarafından yapılamaz. Afetlere hazırlıkta başarı için tüm paydaşların ve toplumun içinde bulunduğu bir ekip çalışması şarttır. Afetlere hazırlık toplumun tüm kurum ve kuruluşları ile imkan ve kaynaklarının ortak amaç doğrultusunda kullanımı gerekmektedir. Bu nedenle afetlere hazırlık; yerel yönetimlerin, merkezi yönetimin, özel sektörün, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin, yani toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğundadır.
-Yani kısacası sizce Kocaeli depreme hazır mı?
Marmara Depremi’nin ardından geçen 18 yılda Türkiye’de önemli gelişmeler de yaşandı. Kocaeli fiziksel olarak yaralarının % 80’ini sarabildi. Hem bina stokları olarak hem de psikolojik olarak tamamen toparlanamadık. Millet olarak bu tecrübeyi yeniden yaşamamak için daha yapmamız gereken çok iş bulunmaktadır.
YIKILMAYI BEKLEYEN BİNALAR VAR
-Özellikle Ege’de çok sık depremler yaşamaya başladık. Bizler de olası bir deprem öncesinde ne gibi önlem almalıyız?
Aslında artık belki de birçoğumuzun öğrendiği gibi depremler değil, alınmayan önlemler öldürüyor!.. Bunun içindir ki; deprem anında nelere dikkat etmemiz gerektiğini bilmeliyiz. Bir o kadar da deprem öncesi ve sonrasında yapılması gerekenleri de bilmeliyiz. Depremden sonra bina sayısı arttı fakat zorunlu Deprem Sigortası aynı oranda artış göstermedi. Mevzuat, kurumlaşma politikaları, toplumsal toparlanma ve teknoloji uygulaması alanlarında daha da çok çalışmalıyız. Ülkemizin bir gerçeği olan deprem afetine karşı yapılarımızın hazır ve daha dayanıklı hale getirilmesi için tüm çalışmaların hız kesmeden devam ettirilmesi büyük önem arz etmektedir. Eğitim sadece üniversitelerde tamamlanan bir çalışma şeklinde kalmamalı.
-Yeni çıkan yasalarla birlikte artık inşa edilen evler daha mı güvenli?
Öncelikle eski yapıların dönüşüme uğraması gerekmektedir. Elbette projelendirme, yapım uygulaması ve yapı denetimi yönünden gelişim ve değişim yaşanmıştır. İlerleme vardır ama yeterli değildir. İleride olabilecek depremlere karşı zamanımız varken bilimsel ve teknolojik gelişmenin gerisinde kalamayız, kalmamamız gerekir.
-Olası bir İstanbul depreminde Kocaeli sizce nasıl bir hasar alır ve bu nasıl önlenebilir?
Kocaeli’de yapı stokları çok eski dolayısıyla da yorgun, halen yıkılmayı bekleyen hasarlı bina var ve bu binalarda oturan vatandaşlar var. Gerekli önlemler alınmazsa olası bir İstanbul depreminde Kocaeli de enkaz altında kalır. Ülkemizi, kentlerimizi, yapılarımızı depreme karşı hazırlamanın üç temel yolu bulunmaktadır. İlki mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarılması ve güçlendirilmesidir. İkincisi yeni yapılacak olan yapıları; bilimin, tekniğin ve mühendisliğin ortaya koyduğu ilkeleri yapı üretim sürecinin içine sokmaktır. Bu nedenle proje üretim sürecinden başlayarak yapı üretim sürecinin tüm evreleri sertifikalı mühendisler tarafından denetlenmelidir. Ayrıca ortaya çıkabilecek riski azaltmak için yapıların sigorta kapsamına alınması da deprem zararlarını azaltmanın bir yolu olarak söylenebilir.
KENTSEL DÖNÜŞÜM İHTİYAÇ
-İlimizde yapılmak istenen kentsel dönüşümü doğru buluyor musunuz?
Maalesef geçmişteki plansız yapılaşma 1999'da bizlere depremi çok acı bir şekilde öğretti. İşte kentsel dönüşüm bu mantıkla ortaya atılan bir projedir. Kocaeli’de çok büyük bir değişim yaşanıyor. Kocaeli artık kendi kendini yenilemeye başladı. Yatırımın önünü açan kentsel dönüşüm projesi, bölgede çok sayıda hizmetin gerçekleşmesini sağladı.
-Böyle bir durumda sizden de görüş alınmalı mı?
Kentsel dönüşüm, ekonomik, sosyolojik, kültürel, tarihsel, siyasal ve her şeyden önemlisi de insani bir konudur. Bu nedenle inşaat mühendisliğinden şehir planlamaya, sosyolojiden ekonomiye birçok boyutuyla birlikte ele alınması ve birden fazla disiplin ışığında değerlendirilerek uygulamaya geçilmesi gerekmektedir. Oda olarak bizler de ilgili yetkililerle sürekli temas halindeyiz. Sürecin içine dahil olmaya çalışıyor, yapısal çerçevelerde rol almak istiyoruz.
-Kentsel dönüşüm İzmit’e ne katar?
Kentsel Dönüşüm bir “İhtiyaç”tır. Dünyanın tüm gelişen ülkeleri kentsel dönüşümü yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar. Özellikle son 40-50 yılda kırsaldan kentlere nüfus hareketlerinde ciddi bir artış var. Kentlere yerleşen bu insanlar barınmak ve yaşamak için konut, okul, yol, su, kanalizasyon ve diğer sosyal donatı alanlarına ihtiyaç duydular. Dolaysıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Kentsel Dönüşüm bir ihtiyaçtır. Afet riskini ortadan kaldırmayı hedefleyen Kentsel Dönüşüm Projesinin çok iyi şekilde yürütüleceğine ve sonlandırılacağına inanıyoruz.