7 Mayıs tarihinde tavuklu pilav yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan 25 yaşındaki üniversite öğrencisi Hayrettin Ömeroğlu, taburcu edildikten sonra hayatını kaybetmişti. Ömeroğlu’nun yaşamının yitirmesinde doktor ihmali olduğu iddia edilmiş, Ömeroğlu’nun arkadaşı Muhittin Müftü, hastanenin ve acil doktorunun kusurlu olduğunu söylemişti. Serum bağlandıktan sonra eve gönderilen Ömeroğlu evde fenalaşarak götürüldüğü Kocaeli Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirmişti. Hayrettin Ömeroğlu’nun ailesi ve arkadaşları Kocaeli Devlet Hastanesi önünde hastaneyi ve doktor C.K.'yı protesto etti.
ANNESİNİN MEKTUBU
Hastane önündeki açıklamaya katılmayan anne Hülya Ömeroğlu br mektup gönderdi. İşte acılı annenin o mektubu;
Bir annenin hayalleri daha bebeği doğmadan başlar. İlk adımı, ilk kelimesi, ilk okula başlamasını, mezuniyetlerini heyecanla bekler.Yıllar geçer; bu bağ güçlenir, güçlenir artık senin vazgeçilmezin olur.
Ancak bir gece bir telefon gelir; kara gülün, oğluşun zehirlenmiştir, hastaneye kaldırılmıştır. Sen sanarsın ki kilometrelerce öteden basit bir zehirlenmedir. Hemen arabana atlar kuş olur kanat takar, Hayrettin'ine gidersin. Yol boyu sıcak çorbalar yapmayı hayal edersin. Zannedersin ki zaten hastanede doktorlar iyi etmiştir. Öyle ya yıllık tıp okumuş bir doktor iyi etmeyecekse başka kim hoş edecek evladını, ilk göz ağrını diye düşünürsün.
Ve tüm hayallerini, umutlarını, geleceğe yönelik planlarını hastane kapısının önünde çalarlar yüreğinden, gülüşünü bir cümle ile siler yüzünden. Aklının almadığı ve yıllarca alamayacağı, başkası yaşadığında nasıl dayanıyor diye düşündüğün kara yazgıyı senin kaderin yaparlar.
"Üzgünüz tüm müdahalelere rağmen oğlunuzu kurtaramadık, başınız sağolsun" derler. Tüm müdaheleler yapılsaydı benim kara kuzum şu an yanımızda olurdu. Benim yüreğim böyle kor ateşle yanmazdı, onun çıkan ateşine çözüm bulunsaydı. Bir doktor(!) kusmaya devam eden yaşındaki bir delikanlıyı ateşler içinde eve göndermeseydi, şimdi benim yüreğim yanmıyor olurdu.
Ama başka Hayrettinler ölmesin, başka kara kuzular diplomalarını alıp kep giymeyi hayal ederken kefen giymesin. Başka analar evlatlarına sarılmayı hayal ederken mezar taşlarına sarılmasın. Oğlunu düğün arabasına bindirmeyi hayal ederken cenaze aracına bindirmesin diye, benim yangınlı yüreğim bu işin peşini bırakmayacak. Böyle doktorları hastanelerden silinceye kadar mücadeleyi bırakmayacağım. Eminim ben bıraksam, Hayrettin'imin hocaları, dostları, akrabaları bırakmaz. Başka Hülyalar yanmasın, başka anaların yüreği kan ağlamasın, başka anaların "EVLAT DİYE FERYATLARI" dağı taşı yıkmasın.
Umutlarımızı, hayallerimizi senelik anılarımızı elimizden çalanlara bunun hesabını soracağız.