Zeynep Yalçın Aksan
Kocaeli'de aralarında amiraller Hayrettin İmren, Nazmi Ekici ve Tezcan Kızılelma, subay ve astsubaylar ile örgüt abilerini bulunduğu 53'ü tutuklu 13'ü firari 26'sı tutuksuz yargılanan asker 92 sanıklı FETÖ/PDY davasında duruşma bugün Kocaeli'nin Kandıra İlçesinde bulunan Kandıra Yüksek Güvenlikli Cezaevi Yerleşkesi'nde 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'n dönüştürülen salonda devam ediyor.
YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ
Donanma Komutanlığı'nda darbe gecesi meydana gelen olaylar ilgili açılan davada bugün Oramiral Hayrettin İmren ifade verdi. Davaya AK Partili vekiller Mehmet Akif Yılmaz ile Cemil Yaman da katıldı. Duruşmanın ikinci gününde güvenlik önlemleri hat safhadaydı.
SOHBET EDECEKSEM İMAM İLE DEĞİL CAMİ İMAMI İLE EDERİM
İmren yaptığı savunmada şu ifadeleri kullandı; “Milletimiz adına bizi yargılayan heyete ve eski silah arkadaşlarımı selamlıyorum. Ben lise dönemindeyken Ülkü ocaklarına gittim. Ailem hatta beni Türkeş'in mitinglerine götürdü. Ben vatan millet bayrak ve Atatürk sevgisiyle büyüdüm. Hatta askeri okulda iken de bazı arkadaşlarım cemaate yakın diye okuldan atıldığı için hep onlara karşı uzak durdum. Bartın'da görevli iken bir arkadaşım beni levent isminde biriyle tanıştırdı. Kendisi ben garnizon komutanı iken fikir anlamında çok yardımcı oldu. Birçok proje yaptık birlikte. İstanbul'a tayini çıkınca levent beni Atakan isminde biriyle tanıştırdı ancak kendisiyle çok sohbetim olmadı. Azerbaycan'a gittim geldim sonra yeniden tayinim mersine çıktı. Orada levent ile görüşmeye devam ettim. Ancak kendisinin mahrem abi olduğunu iddianamede duydum. Sonrasında herhangi bir bilgim yoktu. Benim cemaatle falan ilgim yoktur. Hatta kızlarım mini etek giyer. Ben sohbet edeceksem imam ile değil cami imamı ile sohbet ederim.
KÖTÜ SÖZ DUYMADIM
FETÖ terör örgütünden 15 Temmuz dan sonra bilgim oldu. Hatta 2013 yılına kadar cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, başbakanımız Erdoğan ve Bülent Arınç’ın cemaate karşı düzgün bakışı vardı. Hatta benimle irtibata geçenler öyle kişiler ki dünyayı gezmiş, konuşması düzgün, bizi sırtlarında taşıyacak gibiydiler. Hiç vatan ve bayrağa kötü sözler söylediklerini duymadım.
DARBE DEĞİL SIKIYÖNETİM OLARAK BİLİYORDUM
11 Temmuz günü benim yanıma birisi geldi ve İstanbul' gitmemiz gerektiğini söyledi, önemli olduğunu vurguladı. Bende buna güvenerek gittim. İstanbul'da Ömer Faruk Harmancık işe görüştük. Orada bize sıkıyönetim ilan edileceğini söyledi. Ama ben bunun hükümet destekli olacağını anladım. Hatta bize Pkk’ya karşı olacağını söyledi. O 5 gün boyunca hayati ruhi yem dağıldı. Ama ben darbe değil sıkıyönetim olarak biliyordum. 15 Temmuz günü saat 21 sularında telefonum çaldı ve beni Ömer Faruk Harmancık aradı. Darbe girişiminin açığa çıktığını 3 amiral etkisiz hale getirmemi istedi. Bende yanıma emir astsubayım ismet ile Muharrem albayı aldım. Hatta Muharrem albay gelmek istemedi, vazgeçelim dedi. Ancak bana inandığını için benimle geldi.
BÖYLE CEBİR Mİ OLUR
Arabaya binip Donanma’ya geçerken beni Vali, Donanma Komutanı ve Kurmay Alayı aradı. Ancak telefonları açamadım. Sanırım basiretim bağlandı. Donanma komutanımızın telefonun açayım belki de bu kötü gidişata dur derdim ama olmadı. Komutanlığı gittiğimde sıkıyönetim emirleri de geldi. Bende Ahmet İskender Yıldırım komutanı etkisiz hale getirdim ama cebir ile değil. Hatta kendisi komutanlığa döner ekmek bile söyledi. Böyle cebir mi olur? Herkesin benimle birlikte olup emirlerini uygulaması bana güvenmeleri nedeniyledir.
PARA KAZANMADIM
34 senelik subayın ve bir gün bile yıllık izin kullanmadım. Amiralliğe kadar para da kazanmadım. Çünkü kayınvalidem yatalaktı ve üç kızım vardı. Amiral olunca para kazanmaya başladım. Kayınvalidem de Ocak ayında vefat etti.
İNSANLAR İÇERİYE GİRMEYE BAŞLADI
Donanmada iken beni Ankara’dan aradılar ve iki amirali İstanbul’a Maltepe cezaevine göndermemi istediler. Bende iki yüzbaşı ile onları gönderdim. Ben kendim teslim oldum. Çünkü Muharrem albay ve emir astsubaylarımı gördüm. Onların vebaline girmek istemedim. Onlar bana güvendi. Darbe gecesi kapının önünü bir anda hareketlenmeye başladı. İnsanlar içeriye girmeye başladı. Darbe gecesi kapının önünü bir anda hareketlenmeye başladı. İnsanlar içeriye girmeye başladı.
SİLAH KULLANMADIM
Darbe gecesi Donanma ya gelen vatandaşların gözleri bir şey görmüyordu, ağıza alınmayacak küfürler ediliyordu. Hatta esnafın önde gelenlerinden bir kaçını aradım. Emrimdekilere eğer içeriye doğru gelen olursa havaya ateş edin dedim ama ben kendim silah kullanmadım. Çünkü içeriye girilirse belki de Türkiye’deki en büyük katliam olabilirdi. Hatta benim silahımın şarjörü bile yoktu. Ama orada olanlar siyah takım elbiseli adeta ağızlarından salyalar akıyordu.
CEMAAT YAPISINI DARBEDEN SONRA ÖĞRENDİM
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı TV’de görünce darbe olduğunu anladım bazı askerin eve gitmesini istedim. Sabah da teslim olacaktım. Sabah Ayhan ve Nazmi albay tekne ile giderken bende onlarla gittim. Sonra da İstanbul’ da saklandım. Benim altımdaki herkes komutan emri ile görev yaptı, onların darbeden haberi yoktu. Ben bu olayları cemaat adına yapmadım, genelkurmay adına yaptım. Cemaat yapısını da darbeden sonra öğrendim.