Nazım Özgün Erbulan

Edinilen bilgilere göre Körfez ilçesinde 11 yıl önce Meryem Tahnal (35) ve kızı Melike (8) kaybolması ile ilgili Müge Anlı İle Tatlı Sert Programı’nda ortaya çıkan detaylardan sonra yürütülen soruşturma kapsamında Hava- Harun Palu çifti ile çocukları İsa Palu, Fatih Palu, Ayşe Palu ve Emine Ustael ile onun eşi Tuncer Ustael gözaltına alınmasının ardından baba Harun Palu dışında 6 kişi adliyece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMİ 

Bugün Kocaeli Adliyesi 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görünecek dava öncesi 6 kişi cezaevi aracıyla adliyeye getirildi. Geniş güvenlik önlemi altında zanlılar, bugün saat 10.00 sıralarında adliyeye geldi. İlk kez mahkemeye çıkan Tuncer Çiftçi ve beraberindekiler, Meryem Tahnal cinayetiyle ilgili savunmalarını yaptı. Mahkemede ifade veren anne Havva Palu’nun sözleri kan dondurdu. Anne Havva Palu, kızının zor günlerini tek tek anlattı.  

BİZİ CİNLERLE KORKUTTU 

Mahkemede üzerine atılı hiçbir suçu kabul etmeyen Meryem Tahnal’ın annesi Havva Palu, ifadesinde şunları dile getirdi; “Sanık Tuncer benim damadım, diğer sanıklar da çocuklarımdır. Kızım Meryem evlendi, eşiyle sorunlar yaşadı sonra geri döndü. Daha sonra eşim Meryem’in kocasını öldürdüğü gerekçesiyle ceza aldı. 2008 yılında Tuncer, İstanbul’da yaşarken bizi cinlerin sardığını söyleyerek yanımıza taşındı, bizi cinlerle korkuttu. Ayrıca Tahnal ailesinin yakınlarını görmedim ancak evin çatısına çıktıklarını duydum.

HERŞEYİ KONTROL ALTINA ALDI 

Bu dönemde Tuncer, bizi korkutarak her şeyin kontrolünü eline aldı. Ben eşimin maaşını çekip ona veriyordum, kira paralarını ona veriyordum. Bu dönemde Tuncer cin çıkarma gerekçesiyle evi sirkeyle yukarı duvarlardaki kirişleri de söktü. Bu yaşananlar üzerine korkarak bir dönem Tuncer’in İstanbul İkitelli’deki evine taşındık ancak orada da bizi korkutan olaylar oluyordu. Ben kimseyi görmedim ancak sürekli sesler duyuyorduk. Bütün bunlar sebebiyle oğlumu evlendirmek için biriktirdiğim parayı Tuncer’e verdim o da araba aldı ve bundan sonra arabanın içinde hep birlikte yaşamaya başladık.

ÜÇ GÜNDE BİR YEMEK VERİYORDU 

2008 yılı Ağustos ayında Mercedes araçta yaşamaya başladık. Tuncer, sürekli olarak kızım Meryem’i eşinin ailesine bilgi vermekle suçluyordu. İkitelli’de yaşamaya başladığımız dönemden itibaren kendisini darp etmeye başladı. Genelde yüzüne ve kafasına tokat atıyordu. Sinirlendikçe kızımı dövüyordu bunun sıklığını söylemem mümkün değildir ancak günde birden fazla dövdüğü de oluyordu bazen ise iki üç günde bir oluyordu. İkitelli’de yaşadığımız dönemden itibaren Tuncer, Meryem’i aç bırakmaya başladı. Tuncer kendisine üç günde bir yemek veriyordu.

TUNCER, KIZIMI AÇ BIRAKIYORDU 

Biz o dönemde her gün yemek yiyorduk ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle bizim de yemeğimiz kısıtlıydı. Araçta yaşamaya başladığınız günlerde de bu olay benzer şekilde devam etti. Yaklaşık 4 ay kadar birlikte yaşadık. Yine Tuncer kızımı darp edip aç bırakıyordu, kendisi kızımı ağaca bağlamış ancak ben bunu görmedim. Kızım ölmeden 3-4 gün önce hasta olduğunu söyleyerek yatmaya başladı. Açlık ve soğuğun etkisiyle bitkisel hayata girmişti ve devamında da orada öldü. Bundan sonra ben ve İsa, Tuncer’e durumu polise bildirmemiz gerektiğini söyledik ama kabul etmedi. Darp izlerinden korktu.

YÜZÜNDE DARP İZLERİ VARDI 

Ben ölmeden önce kızımın yüzünde darp izleri gördüm. Ayrıca camide yıkadığımda da sırtında morlukları gördüm. Daha sonra Tuncer, İsa’yı zorla götürerek kızımı bir yere gömdüler. Olaydan iki gün sonra da beni götürüp mezarı gösterdiler. Kızımı sanık Tuncer dışında kimsenin darp etmesi söz konusu değildir ancak biz ona yardım edemedik. Kızıma yaptıklarına müdahale edemedim.

BİZİ AYRI ODALARDA TUTUYORDU 

Tuncer’in isteğiyle kızımın kaybolduğunun başvurusunu yaptık öldüğünü söylemedik. Tuncer yanına birilerini alarak karakola başvurdu, o dönemde herhangi bir sonuç alınamadı. 2011 yılında ise Tuncer, cezaevine girdi onun etkisi kalkınca ben de kendime geldim. Polise gittik olayları aynen anlattım ancak ceset bulunmayınca sonuç çıkmadı. Kızımın ölümünden sonra Tuncer bizi ayrı odalarda tutmaya başladı. Bizi soğuk havalarda aç bırakıyordu, birbirimizle temasımızı engelliyordu. Kızım öldükten sonra da kredi kartı Tuncer’deydi. Zaten hepimizin parası ve kartları ondaydı.

HASTALIĞI YOKTU 

Olaylar o kadar çok karıştı ki bazı olayları tam olarak hatırlayamayabilirim. Benim bildiğim Meryem’in kronik bir rahatsızlığı yoktu sadece migren olduğunu biliyorum. Ölmeden önce kızıma ilaç verildiğini görmedim. Maktulün ölümünden önce ağzımdan köpük geldiğini görmedim. Kızımın nasıl gömüldüğünü bilmiyorum, Tuncer o gün kazma ve kürek almış. Evin çatısına gelen insanların sesini duyduğumda Tuncer evdeydi. Bize sirke içiriyordu. Kapıyı düşmanlar gelmesin diye içeriden kitlemiyordu.

TUNCER BİZİ CEZALANDIRIYORDU 

O dönemde evimize cin çıkartmak için biri gelmişti. Kızım ölmeden önce 2008 yılında nisan-mayıs aylarında Tuncer silahlar patlayacak dikkat edin seklinde sözler söyledi. İkitelli’deki evde otururken evin duvarından sesler geliyor, duvara vuruluyordu, Tuncer de bunların Tahnallardan kaynaklandığını ‘Benim kalp gözüm açık ben görüyordum’ diyordu. Burada yaşarken daha sonra da Tuncer bizi ayrı odalara koyuyor cezalandırıyordu.

EVİMİZİ SATTI 

Kızım öldükten sonra beni sığınma evine götürdüler, bu arada Tuncer’in Körfez’deki 4 katlı evimizi sattığını söylediler. Biz evde kalırken gece Tuncer uyumuyordu. Tuncer olaydan önce ‘Ben Meryem i öldürmek istiyorum siz de bana yardım edin’ şeklinde söz söylemedi. Tuncer sürekli evdeydi, hiç ayrılmıyordu. Onun baskısından da şikayetçi olma imkanım olmadı.