TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 18. yılı nedeniyle basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını okuyan TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Ünal Özmural, yönetim kurulu üyeleri Fahri Aloğlu, Hüseyin Cemal Hüseyin ve oda üyeleri katılım gösterdi. Özmural, açıklamada şunları söyledi: “17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 18 yıl geçti. 18 yıl önce bugün, merkez üssü Gölcük olan ve beraberinde tüm Marmara bölgesini etkileyen 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. 17 bin 479 kişi hayatını kaybetti, 45 bin 953 kişi yaralandı, 244 bin 383 civarında konut ve işyeri hasar gördü, ülke ekonomisi kısa zamanda telafi edilmesi mümkün olmayacak derecede etkilendi. Bilançonun yol açtığı acı, depremin toplumsal travma haline gelmesine neden olmakla kalmadı, başta yapı üretim süreci, mevcut yapılar, kentleşme politikası, afet sonrası önlemler, mevzuat olmak üzere yetersizliğimizi, hatalarımızı gün yüzüne çıkardı. Görmezden gelinen, yok sayılan sorunlar dramatik bir olayla varlığını hissettirdi” dedi.
ENDİŞELİYİZ
Ne deprem önlemleri ne de afet sonrası hazırlığı ikna edici buluyoruz. Açıkçası ne sorunlar ne de çözüm sırdır. Ne sorunlar değişiyor ne de güvenli yaşam kuracak adımlar atılıyor. Siyasi iktidarın kentleşme ve imar politikaları bağlamındaki yaklaşımı ve doğal afetleri "kader" gibi gören anlayış ne yazık ki endişelerimizi artırıyor. Kentler deprem tehlikesine değil ranta göre düzenleniyor. Endişeliyiz. Yapı üretim sürecinin endişelerimizi giderecek şekilde sağlıklı işlemediğinin farkındayız. En azından meslek odalarının, üniversitelerin, bilim çevrelerinin, sivil inisiyatiflerin kamu yönetimi tarafından oluşturulacak ortak bir zeminde bir araya gelerek başlatacağı sürecin, tuhaf ki yine siyasi iktidarın yanlış tutumu nedeniyle sekteye uğratıldığını görmek endişelerimizi artırıyor. Mevcut yapı stoku bizleri endişelendiriyor.
DENETİM SÜRECİ MODELİ BENİMSENMELİ
Deprem toplanma alanlarının imara açılması, yerel yönetimlerin rant odaklı projeler geliştirmesi ve en az diğerleri kadar önemli olmak üzere deprem tehlikesinin görmezden gelinmesi, toplumsal duyarlılığın törpülenmesi endişelerimizi pekiştiriyor. Son yıllarda yaşanan depremler, gereken önlemlerin alınması için "bizlere doğanın bir uyarısı" olarak görmek, "geçen her saniyenin çok önemli olduğunun farkında olarak" ivedilikle eksikliklerimizi tamamlamak ve başta deprem olmak üzere ülke jeolojik koşullarının ürünü olan risklere ve teknolojik risklere karşı "etkin ve verimli bir afet yönetim sistemini oluşturmak" zorunda olup, mevcut Yapı Denetim Yasası’nın öngördüğü, ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi ve öngörülen teknik müşavirlik şirketi modeli yerine uzmanlık ve etik niteliklere sahip yapı denetçilerinin etkinliğine dayalı, meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modelinin benimsenmesi gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz.”