Nazım Özgün Erbulan
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gebze’de Kocaeli İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programına katıldı. Programda Gebze STK Derneği, iş insanları, şehit aileleri ve gaziler, Kocaeli İl Başkanı Cengiz Sarıbay, ilçe yönetimleri, milletvekilleri, muhtarlar ve partililer yerlerini aldı. Herkes yerini aldıktan sonra Kur'an okundu. Ezanın okunmasıyla birlikte iftar yapıldı.
AĞIR BEDELLER ÖDENDİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmasında “Bu topraklarda belki de her birimizin ailesi ağır bedeller ödedi. Güzel yurdumuzu savumak için şu ya da bu şekilde bir akrabamız, komşumuz bu topraklarda yaşamını yitirdi. Tek amacımız hep birlikte barış, huzur içinde yaşamak. Kavgadan, gerginlikten bu ülke bıktı. Yeni bir anlayışla yola çıkmak ve Türkiye’nin sorunlarını çözmek zorundayız. Sorunumuz var mı var? Ama sorunu olmayan hiçbir insan yoktur. Aklımızda biz sorunlarımızı çözmeye çalışırız. Aklın ön planda olduğu yerde sorunlar çözülür; ön yargıların olduğu yerde ise çözülmez” dedi.
SORUNUMUZ VAR
Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında, “Bugün neresinden bakılırsa bakılsın ağır bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu güzel ülkede bir kişi işsizlikten ötürü kendini yakıyorsa, topraklarının bu kadar verimli olduğu bir ülkede çiftçi kendini öldürüyorsa, bir sanayici borçları kaldıramayıp intihar ediyorsa sorunlarımız var demektir. 17 milyon yoksulumuz varsa sorun var demektir. Bu ülkede dinleniyor muyum diye tedirgin oluyorsa insan sorunumuz var demektir. Ama bu sorunları akılcı politikalarla aşmak mümkün. Ön yargısız politikalarla aşmak mümkün. Kimsenin inancını yaşam tarzını siyasete bulaştırmadan aşmak mümkün” açıklamasında bulundu.
İŞSİZLİK VE YOKSULLUĞUN OLDUĞU KOCAELİ
Kocaeli’ni 1970 yılından beri bildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu,” Sanayisi gelişmiş, kişi başına düşen gelirin en yüksek olduğu illerin başında geliyor ama dramatik olan tablo şu. Pek çok çocuğun yatağa aç girdiği, işsizliğin ve yoksulluğun yüksek olduğu bir kenttir. Neden kişi başına düşen gelir dengeli dağılmaz; neden güzel bir toplum yaratamayız. Bunları konuşmak için sizin aranızdayım” dedi.
HİÇBİRİMİZİN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ YOK
Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında “Demokrasisi gelişmemiş hiçbir ülke büyümemiştir. Demokrasi nedir? Öyle ya bizde de demokrasi olduğu söyleniyor. Gerçekten bir demokrasi mi var bizde oturup bir düşünmemiz lazım. Eğer bir partinin genel başkanı mahkemeye hakim tayin ediyorsa orada demokrasi yoktur. Eğer hiçbirimizin can ve mal güvenliği yoksa orada demokrasi yoktur. Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Can ve mal güvenliğinin garantisi nedir? Bağımsız, tarafsız yargıdır. Hakim tarafsız ve bağımsız olacak hukukun üstünlüğüne göre karar verecek. “
33 ASKER MÜEBBETE MAHKUM
“Egemen bir güç tarafından, farklı bir kişi ya da grup tarafından baskı altına alınıyorum ve haklarım elimden alınıyorsa başvuracağım tek yer mahkemedir. Hakim başkalarının talimatına göre karar veriyorsa orada can ve mal güvenliği yoktur. En tipik örneği 33 asker yedi kez ömür boyu müebbet hapse mahkum edildi 15 Temuz’dan dolayı. Komutanın verdiği talimata uymazsanız suç işlersiniz. Sizin komutanın talimatını tartışma hakkınız da yetkiniz de yoktur, tartışırsanız suç işlemiz olursanız. Nasıl oluyor da 33ere ağırlaştırılmış müebbet vereceksiniz komutana bir şey olmayacak? Bunu vicdan kabul eder mi? Bankasya’nın önünden geçeni içeri atacaksınız, Bankasya’nın kuruluşuna izin verene hiçbir şey yapmayacaksınız. Bu adalet değildir.”
SİVİL ÖLÜME MAHKUM EDİLİYOR
“Adalet çok kutsal bir kavramdır. Mülkü sağlayan, devleti ayakta tutan adaletin kendisidir. Biz neden diyoruz tarafsız, 81 milyonun cumhurbaşkanı olmalı? Çünkü cumhurbaşkanı hakim tayin eden kişidir ama bir parti başkanı tayin ederse adalete yanlış yapmış olur. Ramazan ayında, kutsal bir aydayız. Adalete susamış bir aydayız. Bizler 24’ünde sandığa giderken adaleti vicdanımıza koyarak gitmek zorundayız. Bu hepimizin namus borcudur. Herkes adaleti savunacak, benim gibi düşünmeyen de adaleti savunacak. Düşünün bir üniversite hocasını düşünün. Sn İbrahim Kabaoğlu. Hayatı boyunca eline silah almamış, tek tuttuğu şey kalem. Bir KHK ile kapının önüne koyuluyor. Fransa’da ders veriyor pasaportuna el konuluyor. İş bulamasın diyorlar, yani sivil ölüme mahkum ediliyor. KHK’da mahkemeye de başvuramıyor. “
İKTİDARI İNDİRMEK HEPİMİZİN GÖREVİ
“Bu mağduriyetleri yaşatan eğer iktidarsa, o iktidarı indirmek hepimizin görevidir. Biz zamanla demokratik parlamenter sistem olmalıdır. Hemen şu eleştiri geliyor; siz eskiye dönmek istiyorsunuz. hayır efendim; biz eskiyi eleştiriyor; darbe hukukunun yönetimindedir diyorduk. Gazi meclisin şanına yanaşır, kimsenin vesayetinde olmasın istiyoruz. Peki ne yapacağız? Yüzde 10 seçim barajını kaldıracağız. Kadın erkek eşitliği savunuyoruz; hukumumuzda yeteri kadar yok. Cinsiyet kotasının gelmesi lazım. Askerlerin çıkardığı seçim kanunu nedeniyle. Böylece kadınlar ve gençler daha çok meclise girecek. Bizim savunduğumuz demokratik parlamenter sistem budur.”
BİZİM SAVUNDUĞUMUZ SİSTEM BU DEĞİL
“Yurt dışında yaşayan 6 buçuk milyon vatandaşımız var. Oy kullanabiliyorlar ama milletvekili olamıyorlar. Neden milletvekii olamıyorlar? Yurtdışına geçinmek için gitti. Yurtdışındaki vatandaşın derdi varsa gelip mecliste anlatacak. Bu düzenleme neden yapılmıyor? Demokraside ne kadar geride kaldığımızın örnekleridir bunlar. Bizim savunduğumuz parlamenter sistem böyle değildir. Herkesin birbirini koruyup kolladığı sistemdir parlamenter.”
SİYASET MALI GÖTÜRME ARACI DEĞİLDİR
“Yol yapıyoruz karşı, köprü yapıyoruz karşı. Hayır hiçbirisine karşı değiliz. Biz sadece köprüyü yolu kaça yaptığınızı soruyoruz. Böyle yapınca hemen yola köprüye karşı. Yolu kendi cebinden yaptıysan vallahi sormayacağız. Siyaset malı götürme, zenginleşme aracı değildir” dedi.