Nazım Özgün Erbulan
BAZI SANIKLARA CEZA VERDİ
TTK (Türkiye Taşkömürü Kurumu) Zonguldak ilinde bulunan Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde yerin 540 metre altında meydana gelen grizu patlamasında 30 işçi ölürken, 11 işçi de yaralandı. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuksuz yargılanan 28 sanık için 31 Ekim 2014 tarihinde Yapı-Tek ortağı Halim Köse ile Yapı-Tek Proje Sorumlusu Kadir İpek'e 10'ar, dönemin Karadon Müessese Müdürü, TTK Genel Müdür Yardımcısı İsmail Güner'e 6 yıl 3 ay, Karadon Müessese Müdür Yardımcısı Yusuf Ünlütürk ile TTK İnşaat Emlak Daire Başkanı Mustafa Küçük'e de 5'er yıl hapis cezası verdi. Diğer 23 sanık ise beraat etti.
YARGITAY KARARI BOZDU
Yargıtay, 29 Nisan 2016 tarihinde yargılanan 28 sanıktan 5'ine verilen hapis cezalarını ve 19'una verilen beraat kararını onadı. Yargıtay, bilirkişi raporuna göre olayda kusurları bulunmasına rağmen ceza verilmeyen 4 sanığın beraat kararını ise bozdu.
BABASINI DOĞMADAN KAYBETTİ
Ölen madencilerden 29 yaşındaki Ekrem Akkaya’nın faciadan 7 ay sonra dünyaya gelen kızı Ecrin Akkaya, maden ocağında çalışan işçilerin yaşamlarının korunması için gerekli tedbirlerinin alınmaması sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve olaydan kaynaklanan zararın yetersiz şekilde tazmin edilmesi ve uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçelerini Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
45 BİN TL TAZMİNAT
Daha önce Ecrin Akkaya tarafından yerel mahkemeye yapılan tazminat davası başvurusu olumlu sonuçlanmış; mahkeme yaptığı yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar veren İş Mahkemesi başvurucunun doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 43.537,23 TL maddi, 45.000 TL manevi tazminata hükmetti.
ANAYASA MAHKEMESİ: MADENCİLİĞİN RİSKİ VAR
Mahkeme: 2013 yılında açılan davanın 2015 tarihinde daire tarafından onandığı, kömür madeni işletme işinin bu işte çalışanlar başta olmak üzere kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğü bakımından birtakım riskler içermesi sebebiyle tehlikeli bir faaliyet olduğunu ve bu nedenle devletin yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında anılan hizmetin yerine getirilmesinde kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğünün korunması, ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçilmesi için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu belirterek öngörülebilir bir riskin bulunduğu, bu riskin bertaraf edilmesi için alınması gereken birtakım önlemler olduğu anılan durumda etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü bakımından mutlaka etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi gerekliliği bulunmadığının söylenemeyeceği sonuçlarına vardı.
KARAR
Mahkeme, yaşam hakkının ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarını açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle reddederken, yargılanma giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına oybirliği ile karar verdi.