Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde geçtiğimiz gün meydana gelen olayda, sol diz kemiği ameliyat ile alınan CHP eski Dilovası İlçe Başkanı İsmail Kaya, ameliyat sonrasında 4 bin TL faturayı görünce isyan ederek, parayı ödemeyip eve gitti.
‘BİZ SİZDEN ALMAK ZORUNDAYIZ’
2013 yılında sağ dizindeki kemik alınan İsmail Kaya’nın beş yıl aradan sonra sol dizindeki kemik de alınırken 4 bin TL tutarında fatura ödemesi gerektiği belirtildi. SGK’lı olduğunu, ameliyat öncesi doktorunun kendisinden böyle bir meblağdan hiç söz etmediğini belirten Kaya hastaneye yönetimine sözlü olarak ‘Bu parayı hastane değil, doktorun istiyor demesi üzerine’ hastane yönetiminden ‘Doktor istemese dahi biz doktora vermek üzere sizden bu parayı almak zorundayız’ açıklaması üzerine parayı ödememekte direten İsmail Kaya kısmen “taburcu” edilip bir süre hastanede ve o halde bekletildi.
HASTANEDE KİMSE KALMAYINCA...
Bulunduğu kattaki güvenlikçi tarafından hastaneden çıkmasına karşı önlem alındığı iddia edilen Kaya’nın yatağı alındığı için tabure üzerlerinde oturmak zorunda kaldığını anlattı. Mesai saatininin bitiminde hastanede kimse kalmadığını gören Kaya, çıkıp evine gitti.
İşte Kaya’nın açıklaması:
“Gebze Belediye Meclisi eski üyesi merhum Abdullah Yılmazel’in Gebze’deki (29 Eylül Cumartesi) cenazesine ‘sakat’ ayağım ile katıldım. Durumumu gören arkadaşlarım geçmiş olsun dileklerini iletip doktora gitmemi önerdiler. Ben de fiziğe gittiğimi, ama onların da yapacağı çok fazla şeyi olmadığını, ortopedi uzmanına gitmemi önerdiklerini, ortopedi uzmanlarının da kesip kemiği alacaklarını söylediklerini anlattım.
‘DURUMU ANLATTIM’
2013 yılında da sağ dizimden ameliyat olmuştum. Doktor Ayhan Arpacı tarafından yapılan ameliyatta sağ dizimin kemiği alınmıştı. Klima soğuğunda kalmış olmamdan olsa gerek, her iki dizimde birden aynı şiddette ağrı vardı. Arkadaşlar Cumhur Hoca’yı (Prof.Dr. Cumhur Cevdet Kesemenli) önerdiler. Kendisiyle Yılmazel’in cenazesinde karşılaşınca durumumu anlattım. Cumhur Hoca bana, ‘Benden başkasına niye güvenip gidiyorsun, bana gel. İki ayağına da bakarım, sorunu çözerim. Fiziğe benim rapor vermem halinde gidersin’ dedi.
‘RANDEVU DAHİ ALMADAN GELEBİLECEĞİMİ SÖYLEDİ’
Çarşamba günleri, randevu dahi almadan gelebileceğimi söyledi. Ben de kendisinin telkiniyle 10 Ekim Çarşamba günü gittim. Acele röntgen çekilmemi istedi, çektirdim. Hemen bir gün sonrasında ameliyata yatıracağını söyleyip anesteziye gönderdi. Özel muayene sisteminden önce anestezi sonra kardiyoloji bölümlerinde, her birine 102 TL ödeyerek dosyamı yaptırdım. Bu sefer prostatım öne sürüldü. Ben de, ‘Hasta olan ben değil miyim? Kapı kapı gezip niye 100’er TL ödeyeyim’ dedim.
‘OKUMADAN İMZALADIM’
Prostatım engel değil. Kalbimde de sorun yok. Her türlü riski benim üstlendiğime dair olduğu söylenen belgeleri okumadan imzaladım ve ameliyata hazırlandım. Bu esnada Cumhur Hoca gitti. Elime bir kağıt tutuşturup ameliyat öncesi 2 bin 699 TL para ödemem gerektiğini, bu bedelin ameliyatta kullanılmasına gerek duyulacak olası ihtiyaçlar için tedbir olarak istendiği, ameliyat sonrası o rakamın altında bir gider olması halinde kalan paranın 20 gün içinde tarafıma iade edileceği söylendi. Arkadaşlarımın desteğiyle istenilen bedeli yatırdım ve Cumhur Hoca tarafından ameliyatım yapıldı.
‘HERHANGİ BİR SORUN OLMADIĞI SÖYLENDİ’
Taburcu olmaya hazırlanırken evraklar ve makbuz istendi. Cumhur Hoca herhangi bir sorun olmadığını söyledi. Bana eşlik eden kızım ve beraberindekiler aşağı inip bir süre sonra geldi ve ameliyat için 4 bin TL para istendiğini, bu bedelin ödenmesi halinde taburcu edilebileceğimi söyledi. Hastaneye yatış işlemim sırasında hocaların yanlış bir kodlamasından ötürü öyle olmuş.
‘HOCALARIN PARASINI ÖDECEĞİM’ İBARESİ
Çünkü ben SGK emeklisi işçiyim. Bir de şartlar gereği okumadan imzaladığım o belgelerde meğer, ‘Hocaların parasını ödeyeceğim’ diye ifade varmış. Ama bu bana hiç söylenmedi ve bahsettiğim gibi olası risklerin bana ait olduğuna dair belgeler olduğu belirtilmişti. Küplere bindim. İtiraz ettim. Çocuklar başhekimliğe gitti. Bir başhekim yardımcısı asistanı, asistan da güvenlik görevlisi ile yanıt gönderdi. O bedel ödenmeden taburcu edilemezmişim.
Bulunduğum servisin önünde de güvenlikçiler aşağıya inmeme izin vermiyorlar. Akşamüzeri olmak üzere. Cumhur Hoca’yı aradım, ulaşamadım. Servisteki güvenlikçiler de, ‘Hoca’nın emri’ diyorlar. Halbuki ben Cumhur Hoca ile hiç böyle konuşmadım. SGK’lııyım ve devlet her şeyimi karşılar diye düşünüyorum. Senet bile kabul etmeyeceklerini söyledim. Tanıdıklarımı arayarak durumu anlattım.
‘BARİ 4 BİN TL’LİK SENET İMZALA’
Üniversite hastanesinde dolandırıldım. İsterlerse polis çağırsınlar. Gazetecileri de çağırıp tepkimi ifade edeceğim ama servisten aşağı bile indirilmiyorum. Güvenlikçinin biri gelip, ‘Yapamazsın’ dedi. ‘Yapar mıyım yapamaz mıyım görürsün. Bak kendimi atarım oradan aşağı’ dedim. Güvenlikçi gitti. Bir süre sonra haber geldi. ‘Bari 4 bin TL’lik senet imzala’ diyorlar.
Ben de, ‘Size güvendim. Ameliyat olacağım diye belge imzaladım. K……z h……r. Bundan sonra sizin cennet dediğinize inanırsam neyim. Sizi ….. yerine koydum, başıma bela oldunuz. Mümkün değil, bir şey imzalamıyorum. Gazeteciler gelecek, olay çıkartacağım.
‘MUHATAP YOK’
‘Seni tutan yok. Biz sana taburcu vermiyoruz ama engel olanımız da yok’ dediler. Hanifi Surun kendisinin gelemeyeceğini ama İzmit’teki arkadaşlarını yönlendireceğini, onların da yarım saatten önce gelemeyeceğini söyledi. Salonda üşüdüm. Ayağım da bayağı ağrıdı. Yatağım da alınmıştı, taburelerde oturamıyorum. Saat 16.00 olmuştu. Etrafta ne güvenlikçi, ne yönetici var. Gazeteci gelse ne anlamı var. Hastaneden şikâyetçiyim. Muhatap yok. Birileri müdahale etsin diye başladım küfretmeye. Ne duyan var, ne müdahale eden. Acilin kapısına kadar bağıra bağıra gittim. Araba geldi, eve döndüm.
SAĞLIK BAKANLIĞI...
Sağlık Bakanlığı’nın 184 nolu hattını aradım. Hastane yönetimi döndü. ‘Bizimle alakan yok. Doktorunun istediği para, bizimle muhatap olmana gerek yok’ dediler. Bunun üzerine Cumhur Hoca’yı aradım, telefona bakmadı. Tanıdıklara arattım, yine bakmadı. Tanımadığı birinin telefonuyla aradım, baktı. ‘Bu ne?’ diye sordum. Cumhur Hoca da bana, ‘Sen benim için yine sağa sola d……ı diyorsun. Ben sana para mı dedim. Kardeşim, para istemiyorum. Git sorununu hastane yönetimiyle çöz’ dedi. Ben de yönetime yine döndüm. Bu sefer, ‘Hoca para istemese bile alıp ona para vermek zorundayız. Taburcu edemeyiz’ dediler.
‘SORUMLULUK BANA AİT’
Şu an evimdeyim ama aslında hastanede yatan biriyle konuşuyorsun. Bir yığın borç içinde olan bir işçi emeklisiyim ve sözü edilen parayı ödeme gücüm yok. Ben o belgelere, olası durumlarda sorumluluk bana ait diye imza attım. Hastane yönetimine sesleniyorum. Beni süründürmeyin oralarda. Kaldı ki bu gibi ameliyatlarda ölüm riski de var ve gayet olağan, ondan imzaladım. Aynı gerekçeyle olduktan sonra, yine imza atarım.
Önümüzdeki salı günü (04 Aralık) 11.00’de, yeğenim Süleyman Keskin ile birlikte başhekimliğe bir dilekçe ile başvuruda bulunacağım. Yeğenim benimle konuşulan mevzuların tanığıdır. Ben SGK üyesiyim. Kurumun karşılamadığı ilaç, protez.. her ne varsa ilk ödediğim 2 bin 699 TL’den mahsup edip kalan miktarı bana ödemeliler. Ben aynı zamanda duyarlı bir vatandaş, eski bir siyasetçi ve sivil toplumcu olarak bu tepkiyi gösteriyorum. Toplum ile iç içe olmuş ve dinlemiş bir insan olarak böyle bir tehlikeye karşı vatandaşı uyarmak zorundayım.
YARIN BASIN AÇIKLAMASI YAPACAK
Kaya, yarın (04 Aralık Salı) saat 11.00’de KOÜ Tıp Fakültesi içindeki kantinde basına açıklama yapacak.