Deniz İşçileri Platformu, savaş bölgelerinde görev yapan ticaret gemilerindeki denizcilerin karşı karşıya kaldığı güvenlik risklerine ve çalışma koşullarına dikkat çekmek amacıyla Kadıköy Rıhtım’da bir araya geldi. Eylemde, savaş bölgelerinde seyreden ticaret gemilerine yönelik saldırılar, yetersiz denetimler ve deniz emekçilerinin yaşadığı sorunlar gündeme taşındı. DİSK Limter-İş, DGD-SEN, çeşitli sendikalar ve siyasi parti temsilcilerinin de destek verdiği basın açıklamasında, savaş bölgesinde hedef alınan bir gemide yaşamını yitiren denizci Savaş Çakar da anıldı. Çakar’ın kardeşi, Kocaeli Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve gazeteci Abbas Çakar da eylemde söz aldı.

DENİZ İŞÇİLERİNDEN 3 BÖLGEYE DİKKAT ÇEKİLDİ
Deniz İşçileri Platformu adına yapılan açıklamada, özellikle Karadeniz, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı gibi riskli güzergâhlarda çalışan denizcilerin karşı karşıya kaldığı tehlikelere dikkat çekildi. Açıklamada, yüksek navlun gelirleri nedeniyle yaşlı ve bakımı yeterince yapılmamış gemilerin savaş riski bulunan rotalara gönderildiği, denizcilerin ise işsizlik kaygısı nedeniyle bu koşullarda çalışmak zorunda bırakıldığı ifade edildi. Denetimlerin kâğıt üzerinde kalması, uzun çalışma saatlerinin yol açtığı yorgunluk ve bakım süreçlerinin ertelenmesi nedeniyle meydana gelen kazalarda sorumluluğun mürettebata yüklenmesinin eleştirildiği açıklamada, deniz emekçilerinin yasal haklarının fiilen uygulanması çağrısı yapıldı. Platform, “Sermayenin bayrağı, vatanı yoktur” sözleriyle deniz işçilerini örgütlenmeye davet etti.

“O ATEŞİ YÜREĞİMDE HİSSETTİM”
Kadıköy Rıhtım’da gerçekleştirilen eylemde kalabalığa hitap eden gazeteci Abbas Çakar, konuşmasına kardeşi Savaş Çakar’ın yaşamını yitirmesinin ardından yaşadığı acıyı anlatarak başladı. Çakar, kendisini yalnızca gazeteci kimliğiyle değil, uluslararası sularda görev yaparken savaşın ortasında hayatını kaybeden denizci Savaş Çakar’ın kardeşi olarak gördüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Saygıdeğer Deniz İşçileri, Kıymetli Basın Mensupları ve Emek Dostları; Bugün burada sadece haberleriyle bu ülkenin insanının sesini duyurmaya çalışan bir gazeteci olarak değil; ekmeğinin peşinde uluslararası sularda sefere çıkan ve hiçbir şekilde tarafı olmadığı bir savaşın ortasında, haksızca hedef alınarak hayatını kaybeden denizci Savaş Çakar’ın kardeşi olarak duruyorum. Biz gazeteciler haberlerimize rakamlar yazıp geçeriz: 'Şu kadar gemi vuruldu, bu kadar kişi yaralandı' deriz... Ama o rakamların her birinin arkasında yarım kalan hayaller, ocağına ateş düşen aileler var. Ben o ateşi özbeöz abimi, Savaş abimi kaybettiğimde yüreğimde hissettim.”

“AÇIKÇA BİR SAVAŞ SUÇUDUR!”
Uluslararası sularda görev yapan silahsız ticaret gemilerine yönelik saldırıların hukuki boyutuna da değinen Çakar, yaşananların sıradan bir denizcilik riski olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Çakar, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Bugün buradan, Kadıköy’den açıkça sormak zorundayız: Uluslararası sularda ekmeğinin peşinde koşan silahsız gemiler hangi hakla, hangi hukukla vuruluyor? Karadeniz’de ve uluslararası sularda yaşananlar açıkça bir insanlık suçudur! Silahsız, savunmasız ticaret gemilerine dronlarla saldırmak doğrudan bir savaş suçudur! Abim Savaş Çakar’ı ve bugüne kadar hayatını kaybeden 3 Türk vatandaşımızı, o suların ve o savaşın tarafı olmayan masum denizcilerimizi bu anlamsız şiddet yüzünden toprağa verdik.Denizcilik, dünyanın en zor mesleklerinden biridir. Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız tablo bir kaza ya da doğal bir risk değildir. Korunmasız gemilerin hedef alınması, uluslararası deniz hukukunun ayaklar altına alınmasıdır. Ticaret gemilerine yönelik bu saldırılar ahlaksızlıktır, cinayettir! Deniz emekçisi kimsenin hedef tahtası değildir! Mavi vatanı ve dünya ticaretini sırtlayan bu insanlar, tarafı olmadıkları çatışmaların bedelini canlarıyla ödemek zorunda bırakılamaz. Gemiler ekmek kapısıdır, masum insanların hedef alındığı birer tuzak olamaz!”

“YETKİLİLERİN SESSİZLİĞİ MAZLUMA İHANETTİR”
Çakar, saldırıların ardından yetkililerin tutumunu da eleştirerek denizcilerin güvenliği konusunda daha somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. Devlet yetkililerine yönelik çağrısında Çakar şu ifadeleri kullandı: “Ancak bizi en az bu saldırılar kadar yaralayan, öfkelendiren bir başka gerçek daha var: Yetkililerin bu vahşet karşısındaki derin sessizliği! Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin yöneticileri, uluslararası sularda insanlarımız vurulurken, savaş suçu işlenirken sessiz kalmamalıdır. Görmezden gelerek sürdürülen bu duruş, saldırganları daha da cesaretlendirmektedir. Masum tüm denizcilerin canı her şeyden kıymetlidir. Bu tepkisizlik mazluma ihanettir, şehit edilen denizcilerimizin kemiklerini sızlatmaktır!Maalesef pek çok aile bu acıyı yaşadığında yalnız hissedip kabuğuna çekiliyor. Buradan hepsine sesleniyorum: Yalnız değilsiniz! Susarak bu korku iklimini besleyenlere inat, biz susmayacağız! Buradan yetkililere tekrar soruyoruz: Uluslararası sularda silahsız gemilerimizi ve denizcilerimizi korumak için daha neyi bekliyorsunuz? Bu ülkenin vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak, diplomatik ve fiilî tüm adımları atmak en temel sorumluluğunuz değil mi?”

“ADALET YERİNİ BULANA KADAR BU SES SUSMAYACAK”
Konuşmasının son bölümünde kardeşi Savaş Çakar ile birlikte hayatını kaybeden diğer denizcileri de anan Abbas Çakar, saldırıların ve yaşananların unutulmaması gerektiğini vurguladı. Çakar sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Ağabeyim Savaş’ın ve o karanlık sularda hayattan koparılan tüm denizcilerimizin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Ne yapılan saldırıları unutacağız ne de bu sessizliğe ortak olacağız! Adalet yerini bulana, denizcilerimiz güvenle sefer yapana kadar bu haklı ses susmayacak! Denizciler artık susmayacak, biz de sizlerin hakkını ve sesini savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.Aramızda olan, acımızı paylaşan, burada bizlerle omuz omuza vererek sesimize ses katan herkese yürekten teşekkür ederim. Hepinizin ayağına, yüreğine sağlık.”