Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlerin ardından olası Marmara depremi başta olmak üzere deprem konusu ülke gündeminden düşmüyor. Deprem bilimcilerden gelen art arda açıklamaların ardından Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan da dikkat çeken bir araştırma geldi. Doğrudan fay hattı geçen 24 ilde jeolojik, jeofizik ve jeoteknik incelemeler gerçekleştirildi.
LİSTEDE KOCAELİ’DE VAR
Yapılan çalışmaya göre Türkiye’de 7 büyüklüğünde deprem olma olasılığı olan iller belli oldu. Kocaeli, Hatay, Konya, Bingöl, Kahramanmaraş, Osmaniye, Manisa, Burdur, Balıkesir, Aydın, Erzurum, Tokat, Kayseri, Muğla, Denizli, Eskişehir, Erzincan ve Hakkari gibi şehirler incelenirken Kütahya, Aksaray ve Sakarya’da da fay hattı üzerine kurulu kentlerin raporları tamamlanarak Bursa, İzmir ve Bolu için de deprem riski araştırmaları başladı.
DEPREM RİSKİ YÜKSEK İLLER
Deprem riski yüksek iller arasında Marmara Bölgesi, İstanbul ve İzmir ilk sırada yer alıyor. Özellikle de İstanbul’da deprem teyakkuzu ilan edilirken yine Adıyaman, Balıkesir, Manisa, Aydın, Denizli ve Tekirdağ’da deprem riski yüksek olan iller arasında yer alıyor.
İŞTE KOCAELİ RAPORU;
Jeoloji Mühendisleri Odası tarafındna Kocaeli ile ilgili hazırlanan raporda ise şu bilgiler yer alıyor;
“Kocaeli yerleşim alanının önemli bir bölümü zayıf alüvyon zemin birimleri üzerinde oturmaktadır. Deprem dalgaları bu tür zeminler tarafından büyütülerek binalara iletilir. Zemin büyütmesi olarak tanımlanan bu durum yeni bir deprem olduğu takdirde Kocaeli’nin çoğu kesiminin kaya üzerinde yer alan illerden daha şiddetli olarak sarsılacağı, bunun sonucunda da hasar oranının fazla olacağı anlamına geliyor. 17 Ağustos 1999 Gölcük ve 12 Kasım 1999 Düzce Depremleri Kocaeli’nde büyük hasar yaratmıştır. Bunun ana nedeni olarak da depremin büyüklüğünün yanı sıra düşük yapı kalitesi ve zemin büyütmesi gösterilmiştir.
Kocaeli zayıf bir zemine sahip olmanın, bu nedenle de olası bir depremde şiddetle sarsılacak olmanın yanı sıra il merkezindeki binaların altından diri fay geçen illerimizden biridir. Bu nedenle Kocaeli’nin 7’den büyük bir olası depremde hem depremin yaratacağı şiddetli sarsıntı hem de yüzey faylanması tehlikesi nedeniyle hasar alması beklenmektedir. Bu durumda en akıllıca yaklaşım yapıların deprem sarsıntısını karşılayacak biçimde kurallara uygun hale getirilmesidir. Ayrıca diri fayların yerinin net olarak belirlenmesi ve uygulama imar planlarına işlenmesinin ardından fay sakınım bantı üzerindeki bina ve bina türü yapıların zaman içerisinde kaldırılarak bu alanlardaki nüfus yoğunluğunun azaltılması, yüzey faylanması tehlike kuşağı içerisindeki yerlerin farklı biçimde (park, günübirlik tesisler vb) kullanılması, henüz yerleşim olmayan bu tür alanlar varsa da bunların bina ve bina türü yapılar için kullanılmak üzere imara açılmaması gerekir.
Mikrobölgeleme çalışmaları ve Deprem Master Planı bir ilin deprem ile mücadelesinin temel adımları ve alınabilecek önlemlerin yol haritasıdır. Mikrobölgeleme çalışmaları sayesinde zemin yapısı detaylı bir biçimde öğrenilir, deprem üretme potansiyeli olan diri faylar belirlenir ve böylece Deprem Master Planı doğru bir temel üzerine oturtulur. İstanbul’dan sonra Marmara’da en yüksek nüfusa ve sanayi kuruluşlarına sahip ikinci ilimiz olan Kocaeli doğrudan fay hatları/zonları üzerine oturmasına rağmen bu iki temel çalışmadan da yoksundur.
KOCAELİ’NDEKİ DİRİ FAYLAR NEREDE?
TDFH’na göre KAF kuzey kolu Sapanca Gölü batısından Kazakburun, Tepetarla ve Başiskele’ye uzanarak İzmit Körfezi’ne girer, buradan Gölcük kıyısından geçerek Marmara Denizi içerisine uzanır. 17 Ağustos 1999 depremi fayın aktif ana kolu olan Gölcük-Sapanca arasında yüzey faylanması oluşturmuştur İlin kuzey kesimlerinde yer alan KD-GB uzanımlı faylar ise olasılıkla diri olmayan, yani deprem üretmeyen faylardır.
Diri fayların haritalanması farklı disiplinlerden veri girişi ile jeoloji mühendisliği temelinde yapılacak paleosismolojik araştırmalar sonucu gerçekleştirilir. Diri fayların yerlerinin imar planlarına altlık oluşturacak hassasiyette haritalanması ile geçmişte hangi büyüklükte ve hangi sıklıkta deprem ürettiği, dolayısı ile gelecekte ne zaman ve ne büyüklükte deprem olabileceğine yönelik olasılıkların belirlenmesi jeolojik, jeofizik, jeodezik, jeomorfolojik ve bunlar üzerine oturacak paleosismolojik araştırmalarla mümkündür. Bu çalışmaların nasıl yapılacağına dair kılavuz TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından yayınlanmıştır. KAF’nın Kocaeli il merkezinden geçtiği bilinmekte ise de fayın tam olarak nereden geçtiği ve bu fay üzerinde son birkaç depremin hangi tarihlerde olduğu henüz yeterli detayda araştırılmamıştır. Yapılan bazı araştırmalar ise nazım veya uygulama imar planlarına işlenmemiştir. Kocaeli kentinin depremselliği bununla da sınırlı değildir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde İzmit, Kartepe, Başiskele ve Gölcük ilçeleri diri fay hatları veya zonları üzerine oturmaktadır. Bu açıdan bakıldığında yapılacak çalışmaların sadece il merkezinde değil kent bütününde yapılmasının önemi ve aciliyeti kendisini açıkça göstermektedir.
SONUÇLAR
Ülkemizin çoğu yerleşimleri gibi Kocaeli’nde diri fay üzerinde yer alan ve deprem tehdidi altında yaşayan bir ilimizdir. Depremler yer sarsıntısı yarattıklarında çok uzak alanlarda bile yıkıma neden olabilmektedir. Yer sarsıntısının şiddeti depremin uzaklığı ve büyüklüğünün yanı sıra zemin koşullarında da önemli oranda etkilenmekte ve zayıf mühendislik özelliklerine sahip zeminler deprem dalgalarının genliğini artırarak üstündeki binalara aktarmaktadırlar. Mikrobölgeleme çalışmaları ve deprem senaryoları ile bir bölgede zemin yapısı ve depremin yaratması olası yer sarsıntısı belirlenebilir. Bir yapı beklenen yer sarsıntısına göre ve geçerli en son Bina Deprem Yönetmeliği koşullarına uygun olarak inşa edilirse can kayıplarına yol açmaz. Ancak yaşanan depremlerde; yapıların etüt ve projelendirme süreçlerindeki hata veya eksiklikler, yapı üretimi sırasındaki malzeme ve işçilik hataları ile denetimden kaynaklanan zafiyetlerden dolayı çok sayıda yapının ağır hasar gördüğü veya yıkıldığı görülmektedir. Deprem zararların azaltmanın ve depreme hazır olmanın en önemli unsurlarından biri yapıların olası bir depreme hazır olmasıdır.
Deprem belli büyüklüğü geçtiğinde ise faylar yüzeye ulaşmakta, üzerinde bulunan yapıların yırtılmasına, bir yana yatmasına ya da devrilmesine yol açmakta, böylece yapıların çökmesine ya da çok ağır hasar almasına neden olmaktadır. Kocaeli’nin geçmişinde bu büyüklükte depremler olmuştur, gelecekte de olma olasılığı vardır.
Depremden yüzey faylanması sonucu zarar görecek yapılar için alınabilecek en temel tedbir diri fayların yerlerinin hassas bir biçimde belirlenmesi, bu faylar üzerindeki alanların zaman içerisinde boşaltılarak yapı ve nüfus yoğunluğunun azaltılması, gelecekte bu alanlar için yapı sınırlaması getirilmesi ve imar planlarının zemin koşulları ve yüzey faylanması tehlikesine uygun olarak yapılmasıdır.
Kocaeli’nin gelecekteki bir olası depremi en az zararla atlatabilmesi için:
• Kocaeli ili özelinde bazı faylar üzerinde paleosismoloji çalışması yapıldığı bilinmekle birlikte, kent genelinde paleosismoloji yapılmayan ya da farklı araştırıcıların farklı sonuçlara ulaştığı fay hatları/zonları üzerinde gerekli araştırmaların yapılarak fayların geçtiği yerlerin ve deprem karakteristiklerinin tam olarak belirlenmesi,
• Kocaeli kent merkezinde mikrobölgeleme çalışmasının yapılmış olduğu bilinmekle birlikte, diğer ilçe yerleşimleri başta olmak üzere kent bütünündeki yerleşim yerlerinin tamamında uluslararası normlara uygun mikrobölgeleme çalışmalarının yapılması, yapılmış olan alanda ise revize edilmesi,
• Mikorobölgeleme çalışmaları kapsamında, Marmara Denizi içinde meydana gelebilecek depremlerin oluşturabileceği olası tsunami etkileri de dikkate alınarak Kocaeli ili kıyı yerleşim alanlarının planlarının, olası tsunami etkileri de göz önüne alarak yeniden yapılması gerekti,
• Yukarıdaki çalışma sonuçlarından elde edilecek bilgiler ve diğer disiplinlerden (inşaat, mimarlık, şehir plancıları vd.) edinilecek bilgiler ile diğer afet olasılıkları ışığında Deprem Master Planı’nın hazırlanması,
• Deprem master planı dikkate alınarak kentin gelişim ve yerleşim stratejilerinin belirlenmesi gerekmekte olup bu çerçevede aktif fay hatlarının çevre düzeni haritalarına işlenmesi ve aktif fay zonlarının sakınım bantı içinde kalan alanların 1. Derece doğal eşik değerler arasına alınması,
• Nazım ve uygulama imar planlarının çevre düzeni planlarında yapılan bu değişikliklerden sonra gözden geçirilerek, aktif fay hatlarının sakınım bantları ile kıyı yerleşimlerinde tsunami etki alanlarının imar planlarına işlenerek yenilenmesi, gerektiği düşünülmektedir.