Çevrenize bir bakın herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Yorgunum.”
“Motivasyonum yok.”
“Enerjim düştü.”
Çözüm hazır:
D vitamini.
Magnezyum.
Çinko.
Omega3
Eksik olanı hapta arıyoruz.
Oysa bugün asıl eksik olan şey kan değerlerinde çıkmüyor.
Modern erkek kaslı ama kırılgan.
Güçlü görünüyor ama yük taşımıyor.
Sosyal medyada iddialı, ilişkide kararsız.
Prensesleşen bir erkek profili yükseliyor.
Alıngan.
Onay bağımlısı.
Sorumluluk geldiğinde geri çekilen.
Daha geçen hafta testosteronu yazdım; ama mesele çoğu zaman hormon değil.
Mesele duruş. Erillik duruşu.
Erillik bağırmak değildir.
Erillik, kriz anında sakin kalabilmektir.
Net olabilmektir.
Yük alabilmektir.
Kadın tarafında da başka bir savrulma var.
Zarafet yerini savunmaya bıraktı.
Anaçlık, zayıflık sanıldığı için terk edildi.
Yumuşaklık, sertlikle yer değiştirdi.
Çünkü güven veren bir ağırlık azaldı. Evet, artık beden teşhirine varan bir “hafiflik” geldi toplumda kadınlara.
Erkek hafiflediğinde kadın sertleşir.
Kadın hafiflediğinde erkek savrulur.
Bir taraf yön olmaktan vazgeçtiğinde diğeri denge olmaktan çıkar.
Ve ilişki güç savaşına dönüşür.
Vitamin-mineral döngüsüne bakalım:
Magnezyum eksikse kas gevşemez.
Çinko eksikse testosteron düşer.
D vitamini eksikse bağışıklık zayıflar.
Ama karakter eksikse güven düşer.
Saygı eksikse ilişki zayıflar.
Denge eksikse toplum yorulur.
Bunların takviyesi yok.
Terbiye eczanede satılmaz.
Karakter reçeteyle yazılmaz.
Ramazan ayında belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
Gerçekten yorgun olan beden mi, yoksa terbiye edilmemiş nefsimiz mi?
Takviye alabiliriz.
Ama terbiye için irade gerekir.
Herkese hayırlı Ramazanlar.
Dilerim bu ay, bedenimize olduğu kadar karakterimize de şifa olur.
