Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Kadınlar süresiz nafakanin iptal edilmesine Kocaeli’den ses yükseltti

Anayasa Mahkemesi tarafından süresiz nafakanın iptal kararının ardından Kocaeli Kadın Platformu üyeleri, Sabri Yalım Parkı’nda basın açıklaması yaparak söz konusu kararın kadınların evlilik içerisinde daha büyük mağduriyetler yaşamasına neden olacağını ifade etti

Anayasa Mahkemesi tarafından süresiz nafakanın iptal kararının ardından Kocaeli Kadın

Kocaeli Kadın Platformu üyeleri, Sabri Yalım Parkı’nda bir araya gelerek Anayasa Mahkemesi’nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda nafakanın süresiz olmasına ilişkin ibareyi kaldırmasının, boşanmak isteyen kadınların şiddete uğramalarına rağmen ekonomik imkansızlıklar sebebiyle evlilik birliğine devam etmek zorunda kalmalarına neden olacağını ifade etti. Alınan kararın toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesine sebep olacağını söyleyem kadınlar, süresiz nafakanın iptaline tepki gösterdi.

müge

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNİ DERİNLEŞTİRİYOR

Kocaeli Kadın Platformu adına basın açıklamasını okuyan Avukat Eda İdil Nişli, süresiz nafakanın kaldırılmasının kadınların emeklerinin yok sayılmasına ve kadınların ekonomik kaygılara sürüklenmesine sebep olacağını ifade ederek, “Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026 tarihinde verdiği karar ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ‘süresiz olarak’ ibaresini iptal etmiştir. Bu karar, kadınların evlilik birliği içindeki karşılıksız ve görünmez emeğini hiçe sayan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren ve kadınları yoksulluk ile şiddet sarmalına mahkûm eden hukuka aykırı bir adımdır.” açıklamasını yaptı.

kadın 2
HAYATİ BİR HAKTIR

Nafakanın bir zenginleşme aracı olmadığını söyleyen Nişli, söz konusu hakkın kadınların ekonomik mağduriyetlerini telafi ettiğini belirterek, “Yoksulluk nafakası, bir zenginleşme aracı değil, ataerkil sistemin ve evlilik kurumunun kadınlar üzerinde yarattığı ekonomik tahribatın bir nebze olsun telafi edilmesini sağlayan hayati bir haktır. Türk Medeni Kanunu’nun 196. maddesi, eşin ev işlerini görmesi ve çocuklara bakmasının ailenin geçimine katkı olduğunu açıkça düzenlemektedir.” dedi.

ÖNEMLİ BİR KAZANIMDIR

Süresiz nafakanın, evliliğin sona erdirilmesinin ardından ülkemizde daha çok kadın mağduriyetleri yaşandığı için daha çok kadınların faydalandığı bir hak olduğunu söyleyen Nişli, “Toplumsal cinsiyet eşitliğine bağlı yapısal eşitsizliklerin derinliği nedeniyle, ekonomik olarak güçsüz olan ve boşanma durumunda yoksulluğa düşecek olan taraf kadın olduğundan büyük oranda yoksulluk nafakası kadınlara bağlanmaktadır. Kadınların karşılıksız bakım emeğinin çok küçük bir karşılığı olmasına rağmen, yoksulluk nafakası medeni haklar açısından önemli bir kazanımdır.

SEMBOLİK EKONOMİK DESTEK

Yoksulluk nafakası, kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine, kadınlara refah sağlayan değil, çoğu zaman açlık sınırının çok altında kalan sembolik bir ekonomik destek niteliğindedir. Çünkü mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmamıştır. Mesele, boşanma sonrasında kadınların ekonomik olarak bağımsızlaşabilmesi için hukuk düzeninin sağladığı sınırlı güvencelerin ortadan kaldırılmasıdır.

SORUNLU EVLİLİKLERE MAHKUM EDECEK

Bu yaklaşım, boşanmak isteyen kadınları şiddet gördükleri veya mutsuz oldukları evliliklere ekonomik kaygılar nedeniyle mahkûm edecek, aynı zamanda siyasal iktidarın kadının itaatine dayalı, reisli ve çok çocuklu aile modelini güçlendiren politikalarına hizmet edecektir. Boşanmak isteyen erkeğin ise evlilikten ve çocuklardan kaynaklanan sorumluluklarından daha kolay sıyrılmasına sebep olacaktır.

KADINLAR YOKSULLUK SARMALI İÇİNDE KALACAK

Nitekim bu konu gündeme geldiğinden beri kadın düşmanı erkekler sosyal medyada kendilerini “nafaka mağduru erkekler” olarak tanımlayarak; “Ben seni aldatacağım, döveceğim, sana söveceğim, sen de buna katlanacaksın. Boşanmaya kalkarsan da beş kuruş ödemeyeceğim” naraları atıyorlar. Kadınların nasıl şiddet ve yoksulluk sarmalı arasında bırakıldıklarını açıkça ifade ediyorlar.

EŞİTLİKLE BAĞDAŞMAYAN KARAR

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını bekliyoruz. Ancak şimdiden ilan ediyoruz: Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenleme toplumsal adalet üretmez. Kadın yoksulluğunu artıracak hiçbir değişiklik eşitlikle bağdaşmaz. Bu düzenlemeler toplumda kadına yönelik şiddetin hızını artırır. Bu yüzden kadınların kazanılmış haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz.

Haber: Hilal Güllük