Sosyal medyada bir videoyu paylaşmak ya da bir görseli yeniden yayınlamak artık eskisi kadar kolay olmayabilir. Hükümetin üzerinde çalıştığı telif hakları yasa tasarısı, dijital çağın en tartışmalı alanı olan “paylaşım özgürlüğü”ne yeni kurallar getiriyor. Yeni sistemle birlikte, sosyal medya kullanıcıları ile platformlar arasında yeni bir sorumluluk dengesi kurulacak.
Dijital çağda yeni düzen: Telif hakları yeniden şekilleniyor
Türkiye’de dijital içeriklerin hızla çoğalması, sosyal medya kullanımının artması ve yapay zekâ destekli üretim araçlarının yaygınlaşması, telif hakları yasasında köklü bir değişiklik ihtiyacını beraberinde getirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın ortak yürüttüğü çalışma kapsamında, mevcut Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda kapsamlı değişiklikler yapılacak.
Hazırlanan yeni taslak, sosyal medya platformlarında üretilen ya da paylaşılan içeriklerin korunmasını temel hedef olarak belirliyor. Bakanlık yetkilileri, artık dijital ortamda yapılan paylaşımların, klasik anlamda “eser” olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu da, her kullanıcının bir anlamda “içerik üreticisi” konumuna geldiği günümüzde, yasanın çok daha geniş kitleleri etkileyeceği anlamına geliyor.

Sosyal medya kullanıcılarına yeni sorumluluklar geliyor
Yeni düzenlemeye göre, sosyal medya üzerinden izinsiz içerik paylaşımı yapan kullanıcılar artık yalnızca uyarı almakla kalmayacak. Fotoğraf, video, müzik, haber yazısı veya kısa alıntılar dâhil tüm paylaşımlar için telif sahibinin izni ya da açık kaynak belirtimi zorunlu hâle getirilecek.
Yasaya eklenecek maddelerle birlikte, “adil kullanım” (fair use) sınırlarının da yeniden tanımlanması planlanıyor. Böylece kullanıcılar, bilgilendirme, eğitim, eleştiri veya parodi amaçlı paylaşımlar yaptıklarında, yasal koruma altına girebilecek. Ancak ticari amaçla yapılan her paylaşımda telif hakkı ihlali sayılabilecek.
Yeni dönemde sosyal medya kullanıcılarını bekleyen en önemli değişiklik ise, otomatik içerik tarama sistemleri. Platformlar, kullanıcıların yüklediği içerikleri yükleme aşamasında analiz ederek, telif hakkı ihlali tespit ederse paylaşımı engelleyebilecek. Bu sistemin özellikle YouTube, TikTok ve Instagram gibi platformlarda devreye girmesi bekleniyor.

İçerik üreticileri için gelir ve hak koruması güçlenecek
Yeni yasa, orijinal içerik üreten kişilere daha fazla yasal güvence getiriyor. Özellikle müzisyenler, yazarlar, fotoğrafçılar ve dijital sanatçılar, eserlerinin izinsiz kullanılmasına karşı daha hızlı hak talebinde bulunabilecek.
Ayrıca, platformların gelir elde ettiği videolarda veya gönderilerde telif hakkı sahiplerine doğrudan gelir paylaşımı yapılması planlanıyor. Bu sistemin, YouTube’un mevcut “Content ID” gelir modeline benzer şekilde çalışacağı ifade ediliyor.
Böylece, telif hakkı sahipleri yalnızca içeriklerinin korunmasını değil, ekonomik karşılığını da elde etmiş olacak.
Platformlara yasal yükümlülük: Sorumluluk artık sadece kullanıcıda değil
Yapılacak değişiklikle birlikte, sosyal medya şirketleri de artık yalnızca “aracı platform” olarak değerlendirilmeyecek. Telif hakkı ihlali içeren içeriklerin yayılmasını önlemeyen veya uyarılara rağmen kaldırmayan platformlar, idari para cezaları ve erişim kısıtlamaları ile karşı karşıya kalabilecek.
Bu durum, özellikle çok uluslu teknoloji şirketlerinin Türkiye’deki temsilciliklerini daha aktif hâle getirmesini zorunlu kılacak. Platformların ayrıca Türkçe telif bildirim sistemleri kurması da gündemde.

Yapay zekâ içerikleri de düzenlemeye dahil edildi
Yeni yasa tasarısında dikkat çeken bir diğer unsur, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin telif hakkı kapsamı. Son yıllarda metin, görsel ve müzik üretimi yapan yapay zekâ sistemlerinin yaygınlaşması, “eserin sahibi kim?” sorusunu gündeme getirmişti.
Taslak metinde, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin “türetilmiş eser” sayılması, ancak yapay zekâyı kullanan kişinin bu eserde yaratıcı katkı sağlaması durumunda hak iddia edebilmesi öngörülüyor. Böylece hem insan emeği korunacak hem de teknolojinin kötüye kullanımının önüne geçilecek.
Uzmanlardan iki yönlü uyarı: “Hak koruma evet, ifade özgürlüğü hayır olmasın”
Hukukçular ve dijital hak savunucuları, düzenlemenin amacını olumlu bulmakla birlikte, sınırların çok dikkatli çizilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selin Karahan, “Telif haklarını güçlendirirken, ifade özgürlüğünü zedelememek çok önemli. Parodi, eleştiri, haber paylaşımı gibi alanlarda ‘adil kullanım’ esnekliği korunmalı,” değerlendirmesinde bulundu.
Bazı uzmanlar ise, yeni yasanın büyük medya kuruluşlarını koruyacağı, ancak bağımsız içerik üreticilerini zora sokabileceği görüşünde.

Yasanın yürürlüğe girmesi 2026’yı bulabilir
Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, taslağın son halinin 2025 yılı içinde Meclis’e sunulacağını belirtti. Görüşmelerin ardından düzenlemenin 2026 başında yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Bu süreçte sosyal medya platformlarının, telif ihlali tespit sistemlerini ve gelir paylaşımı altyapılarını Türkiye standartlarına göre güncellemesi gerekecek.
Yetkililer, geçiş sürecinin hem içerik üreticileri hem de kullanıcılar için bilgilendirme kampanyalarıyla destekleneceğini açıkladı.
Dijital dünyada yeni bir denge aranıyor
Telif hakları yasasındaki bu değişiklik, Türkiye’nin dijital çağda fikir ve sanat eserlerini koruma yaklaşımını kökten değiştirebilir. Düzenleme, bir yandan içerik üreticileri için daha adil bir gelir ve hak koruması sağlarken, diğer yandan sosyal medya kullanıcıları için daha dikkatli bir paylaşım kültürü gerektirecek.
Kısacası, yeni yasa yürürlüğe girdiğinde hem kullanıcılar hem platformlar, dijital dünyada artık daha bilinçli ve sorumlu davranmak zorunda kalacak.
![]()
