Sivil anayasa yapım süreçlerinin ele alındığı programda konuşan Yıldırım, halen yürürlükte olan 1982 Anayasası’nda, 23 kez değişiklik olduğunu, 177 maddesinin 135’inin değiştiğini dile getirdi. Türkiye’nin önceliği olan birçok konunun da bulunduğuna değinen Yıldırım, “Uygulanan ekonomik model, sabit gelirlilerin sıkıntıları, hayat pahalılığı, bölgemizde olan gelişmelerin Türkiye üzerinde oluşturduğu tehditler önemli. Bunlar arasında anayasa değişikliği göz ardı edilmeyecek bir iş.
Anayasa değişikliği bir anlamda kuşaklar arasındaki değişim ile doğru orantılı. 25 yaşındakilerden sonra gelen ikinci 25, birinci 25 yaşın yaşadığı şartlarda yaşamıyor. Dünya, ülke ve beklentiler değişiyor. Kuşakların ihtiyacını karşılamak için bile tek başına anayasa değişikliği gerekiyor. Vesayet unsurları darbe izlerinin silinmesi bu işin artıları. Ne kadar değişiklik yaparsak yapalım 82 anayasasının üzerinde darbe izi var. Bu darbe izinin kalkması lazım. Bunun yolu yeni baştan sivil anayasa yapmak” diye konuştu.

“VATANDAŞLIK TANIMI YENİ ANAYASADA GÖZDEN GEÇİRİLEBİLİR”
Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terörle mücadele ederken, terör örgütlerine destek verenler diyorlar ki anadil konusu hallolsun. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşlık tanımı bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk’tür. ‘Türklerden başkasına yaşam hakkı yok’ diyorlar. Böyle bir şey yok, bu bir millet tanımı. Bu milletin unsurları var. Bin yıldır bu topraklarda Kürtler, Türkler, Süryani, Abaza, Çerkez’i var. Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir.
Bir etnik kimliği tanımlamak, öne çıkartmak değil de etnik kimliğinin kim olduğuna bakmaksızın vatandaşlığı önceleyen bir güncelleme yapılabilir. Bu bazı etnik grupların kendilerini ihmal edilmiş düşüncesinden kurtarabilir. Buna mani yok, şovenizme gerek yok, bizi bağlayan bayrağımız, toprağımız, milletimizdir. Kürdü, Türkü, diğer etnik gruplarıyla milletimizdir. Bunu esas alan bir güncelleme yapılabilir.”

“HERKESİN GÖZÜ TÜRKİYE’DE”
Zor bir süreçten geçildiğini aktaran Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:
“Sadece biz değil, bütün bölge bütün dünya. Amerika’da başkan seçildi her gün gündem. Bir gün Gazze’ye, bir gün Ukrayna’ya, Kanada’ya dalıyor. Avrupalıları fırçalıyor, Allah sonunu hayretsin. Bu gelişmekte olan ülkelere zarar veriyor. Döviz artıyor, doğal kaynakları sınırlı olan ülkeler halen dış paraya bağlı olan ülkeler bundan zarar görüyor. Bulunduğumuz konum her zaman bir tehdidin, belanın çıkmasına müsait bir konum. Etrafımız istikrarsızlık ve tehlikelerle sarılmış durumda. Bütün bu şartlar altında Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü olarak ayakta kalma mecburiyetinde, başka seçeneğimiz yok. Onun için istikrara, güvene, en önemlisi güçlü lidere ihtiyaç var.

“ADAYLIK YOLU AÇILMALI”
“Onun için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı adaylığının yolu açılmalı, yeni anayasa bunu öngörmeli. Geçmişi yaşayan, memleketin ne badirelerden geçtiğini bizzat yaşan biri olarak bunu söylüyorum. Seçimi kim kazanır kim kazanmaz o vatandaşın vereceği bir karar. Maalesef dünyada baş tutan lider kalmadı. 5 lider sayın desek 4 tane ancak çıkar. Sadece Türkiye’den sorumlu değiliz, herkesin gözü Türkiye’de. Türk dünyası 300 milyon, 170 milyonu bağımsız devlet, kalanı başka ülkelerde özerk ya da azınlık olarak bulunuyor.
Orta Doğu’da, Filistin’de yaşananlar, kuzeyimizde savaş, Balkanlardaki kırılgan yapı, terörle mücadele dikkate alındığında güçlü liderliğe ihtiyacımız var. Sivil anayasa bir an önce yapılmalı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da tekrar aday olmasının yolu açılmalı. Millet egemenliği esastır, gerisi teferruattır.”
