CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreni sonrası saldırıya uğramıştı. Özel saldırıdan sonra yaptığı ilk açıklamada, “Bu saldırıyı siyaset kurumuna yapılmış bir saldırı olarak görüyorum” demişti. CHP, Özgür Özel’i Ankara’da Genel Merkez’de karşılamak için saat 21’e çağrı yapmıştı.
“BİR EVLAT KATİLİNİN…”
Gelişmeler sürerken CHP lideri Özgür Özel, Ankara’ya geçmeden önce partisinin İstanbul İl Başkanlığı önünde açıklamalarda bulundu. Özel, “Değerli arkadaşlar hepinize çok teşekkür ediyorum. Bugün burada Sayın Sırrı Süreyya Önder’in ebediyete uğurlanmasıyla ilgili yapılacak olan törenlere katılmak üzere erken saatlerde geldik. İl Başkanımızla, yöneticilerimizle, ilçe başkanlarımızla, belediye başkanlarımızla birlikte törene katıldık. Tören, çok özel bir törendi.
Sırrı Süreyya Önder, benim de bugüne kadar hep çok olumlu anılar biriktirdiğim, çok keyifli muhabbetler ettiğim, aynı doğruları birlikte savunduğumuz, bazen farklı cümleler kurduğumuz ama hep kardeşliği, barışı birlikte savunduğumuz, birlikte görev yaptığım birisiydi. Onun tabutuna omuz verdikten sonra ki orada yapılan bütün konuşmalar, bilhassa biricik kızı Ceren’in konuşması hepimizi hem çok derinden etkiledi, yüreğimize dokundu, omzumuza da yük verdi. O sorumlulukla oradan ayrılırken bu atmosferden rahatsız olan birilerinin azmettirdiği bir katil, bir evlat katilinin, daha sonradan öğrendiğim yaptığı bir saldırı, bir saldırı girişimiyle, bir saldırıyla muhatap olduk” dedi.

Özel ayrıca şunları söyledi:
“GÜN, CHP GENEL BAŞKANI’NI SİNDİRME GÜNÜ DEĞİLDİR”
“O andan itibaren Türkiye’den hem tüm partililerimiz, teker teker kimi saysam, kim araması gerekiyorsa partimizden herkes, siyasetten sayın genel başkanlar, ayrı ayrı hassasiyetlerini, rahatsızlıklarını bildirdiler. Gün buradan bir husumet, bir kin, bir kavga çıkarma günü değildir. Ama herkes şunu bilsin ki gün, bırakın bir yumrukla, ister kurşunla, ister tankla, topla, tüfekle Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Genel Başkanı’nı sindirme günü değildir. Hiçbirimiz yalnız değiliz, hepimiz birbirimizin kolundayız, omuzundayız, yanı başındayız.
Bugün Türkiye siyasetinde İstanbul’un, yani Türkiye’nin ve dünyanın en tanınmış metropollerinden birinin, Türkiye’nin sembol kentinin, kendine daha bir yıl önce her iki kişiden birinden fazlasının oyunu alarak seçilmiş belediye başkanı, evladımız, kardeşimiz, ağabeyimiz, dostumuz Ekrem Başkanımız ve altı belediye başkanımız meclis üyelerimiz, çok kıymetli arkadaşlarımız, dostlarımız şu anda tutsaktır.

Onun için bir özgürlük mücadelesi veriyoruz. Ancak sadece kendimize değil, iradesine kayyım atanan tüm belediye başkanları için, geçmişte siyaset dışında hiçbir şey yapmadığı halde sırf rahatsızlık yarattığı, hesapları bozduğu, risk olarak görüldüğü için içeride tutulan her görüşten tüm siyasetçiler için bir özgürlük, Türkiye için dirençli bir demokrasi mücadelesi veriyoruz. Bundan kim rahatsız olduysa şunu bilsin ki; biz korkmuyoruz, ama onlar korksunlar. Onlar korksunlar. Bugün programı kesmedik, hatta dediler ki ‘Darp raporu almaya gidelim.’ Hastaneye de gitmedik. Döndük programımıza devam ettik. Taziye ziyaretimizi yaptık, camiye gittik, mezarlığa gittik, görevlerimizi yerine getirdik. Baba evimize geldik. Çünkü dediler ki ‘Çok sayıda partilimiz, kardeşimiz endişe etti, il başkanlığının önünde toplandı.’ Sizinle vedalaşmaya geldim, sizden helallik almaya geldim.”

“ÇARŞAMBA GÜNÜ BEYAZIT’TA OLACAĞIZ”
“Aynı şekilde durmadan, duraksamadan, bir santim eğilmeden, bir adım geriye gitmeden, bir kelime eksik konuşmadan programımıza ve mücadelemize devam edeceğiz. Çünkü biliriz ki biz bir santim eğilirsek, birileri bu milleti diz çöktürür. Buna izin vermeyeceğiz. Bunun için şimdi ben Ankara’ya gidiyorum. Ama Çarşamba günü akşam, her Çarşamba olduğu gibi saat 20.30’da her hafta olduğu gibi Ekrem Başkanımızı 35 yıl önce ilanla davet eden, 31 yıl önce diploma veren ve daha sonra bu diplomasını bir başsavcılık talimatıyla İşletme Fakültesi iptal etmeyince, hiç yetkisi olmadığı; ringler için yetkisi olan, yemekhaneler için, boya badana için yetkisi olan birilerinin diplomasını iptal ettiği yerde; İstanbul Üniversitesi’nde, Beyazıt’ta olacağız.
