Medya, kötü niyetlilerin elinde etkili bir manipülasyon aracına dönüşebiliyor..
Maalesef okumayan, araştırmayan, hakikate ulaşma gibi bir derdi olmayan “cahil” toplumları medya marifetiyle manipüle etmek çok daha kolay..
Gelin tarihte bugüne denk düşen bir hadiseyi hatırlayalım..;
Sene 1955
6-7 Eylül olayları..
Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan..
Siyasi iklim yine sıkıntılı.. Türkiye ile Yunanistan Kıbrıs meselesi üzerinden karşı karşıya..
Medya tarafından ise adım adım bir süreç hazırlanıyor..
İstanbul’da yaşayan Rum halkına karşı nefret söylemi içeren haberler yazılıyor.. Basında İstanbullu Rumların nasıl refah içinde yaşadıkları ve mutlu oldukları, Batı Trakyalı Türk azınlıklarla karşılaştırılıyordu..
Bu da iki halk arasında tansiyonun giderek yükselmesini körüklüyordu..
O sıralarda normalde 25-30 bin baskı yapan birkaç gazete o gün 200 binlerde baskı yaptılar.. manşetleri şuydu;
“Atamızın Selanik’teki Evi Bombalandı, yakıldı..”
5 Eylül 1955’te Selanik’te bulunan Atatürk’ün evine bomba koyulması Türk kamuoyunda büyük yankı buldu..
Bu haber üzerine akşam saatlerine doğru Taksim Meydanı’nda toparlanmaya başlayanlar, slogan ve afişlerle İstiklal Caddesi’ne doğru ilerleyerek Rum dükkanlarını tahrip etmeye başladı..
Olaylar İstanbul’un her yanına yayılırken, saldırılar kısa süre sonra yerini dükkanların yağmalanmasına bıraktı.. Saldırıya uğrayan ve yağmalanan iş yerlerinin çoğu Rumlara, geri kalan kısmı ise Ermenilere ve Yahudilere aitti..
Başta Rumlar olmak üzere İstanbul’daki gayrimüslimlerin ev ve dükkanları hedef alındı, yağmalandı..
Beyoğlu, Kumkapı, Samatya, Yedikule altüst oldu..
Kuzguncuk, Balat, Moda, Çengelköy de olaylardan etkilendi..
7 Eylül sabahına kadar kilise ve havralar dahil 5 binden fazla taşınmaz tahrip edildi, milyonlarca dolarlık mal sokaklara saçıldı..
Kentte 70’den fazla Rum Ortodoks kilisesi ateşe verildi..
En nihayetinde Yunanistan’dan gelen haber mealen şu şekildeydi.;
“Vallaha Gardaşım M.Kemalin evi olduğu gibi, sapasağlam duruyor.”
Evet yanlış okumadınız.. İstanbul’u yangın yerine çeviren, onlarca kişinin ölümüne sebep olan, kısacası sonradan telafi edilemeyecek kadar derin yaralar açan bu hadiselerin yaşanmasına sebep olan tek şey atılan bir sahte manşet idi..
Sonraki süreçte yine benzer manipülasyonlar yapıldı..
Şimdilerde de yapılmaya devam ediyor..
Medya, devlet eliyle, meşru yöntemlerle ıslah edilmezse bu usul daha çok yaralar açmaya devam edecek..
Bizler ise gördüğümüz her haber üzerinekesin bir kanaat bina etmemeli, ardını, gerçekliğini araştırmalı, farklı kaynaklarla teyit etme gayretinde olmalıyız..
