Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” programında önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, dizi ve sinema sektöründe kadına yönelik şiddetin normalleştirildiğini vurgulayarak, bu konuda senaristlere, yapımcılara ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) büyük görevler düştüğünü ifade etti.

DİZİ SİNEMA SEKTÖRÜ
Erdoğan, “Sinema ve dizi sektörümüz de artık kendine çeki düzen vermeli. Reyting uğruna kadına yönelik şiddetin normalleştirildiğini gösteriyor. Toplumu bilgilendirici olması gereken diziler, şiddete özendiren kötü bir rol oynuyor” dedi. Bu açıklamalar, Kanal D’de yayınlanan “Uzak Şehir” dizisindeki kadına yönelik şiddet sahnesinin ardından geldi ve büyük tepkilere yol açtı.

KADINA YÖNELİK ŞDDET
Cumhurbaşkanı, kadına yönelik şiddetin insanlığa ihanet olduğunu belirterek, “Kadına yönelik şiddet kabul edilemez bir vandallıktır. Bu ihanetin içine giren herkes hak ettiği cezayı mutlaka çekmelidir” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Türkiye’nin şiddete karşı sıfır tolerans politikası uyguladığını vurgulayarak, kadının onurunu koruma mücadelesinde devletin her zaman yanında olacağını söyledi.

FİLİSTİNDE Kİ DURUM
Erdoğan, programda Filistin’deki durumu da gündeme getirerek, “Netanyahu her gün kadın, bebek ve çocukları katlediyor. Bu barbarlık karşısında Filistin’in onurlu kadınları, asil duruşları ile tüm kadınlara örnek oluyor” dedi. Türkiye’nin, Filistinli kadınlarla dayanışma içinde olduğunu belirtti.
Erdoğan, İstanbul Sözleşmesi hakkında da konuşarak, “Sözleşme yaşatır” sloganının marjinal kesimlerin ideolojik bir aparatı olduğunu savundu. Türkiye’nin, kadına yönelik şiddetle mücadelede yasal düzenlemeleri kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı Cumhurbaşkanı, alkol ve kumar bağımlılığının şiddet vakalarında önemli bir faktör olduğunu belirterek, bu sorunlarla mücadele edilmeden kadına yönelik şiddetin önlenemeyeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumun tüm kesimlerine büyük görevler düştüğünü ortaya koyuyor. Özellikle medya ve eğlence sektörünün bu konuda daha duyarlı olması gerektiği vurgusu, gelecekteki projelerde toplumsal bilinci artırma yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
