İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’e en yakın isimlerden birisiydi. CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başkan Hürriyet’in İzmit Belediye Başkanlığına adaylığını onaylayınca Hürriyet Çetiner’den bütün sosyal hayatını Ankara’da bırakıp kendisi ile gelmesini istedi.
Çetiner o gün aldığı karardan bugün hala pişman. 6 Milletvekili ile çalışan hayatının 20 yılını mecliste geçiren Çetiner, Başkan Hürriyet ile beraber İzmit’e geldi. Aradan geçen zamanda ise Hürriyet’in soğuk ve nedeni bilinmeyen tavırları Çetiner’e emekli olma kararı aldırdı. Başkanın küstürdüğü ve yola çıktıklarını yola bulduklarına değiştiği isimlerden sadece biriydi Çetiner. Ümit Duygu Çetiner, Hürriyet’le ilk karşılaşmasını ve gelinen noktada yaşananları gazetemize değerlendirdi.
Çetiner şu açıklamayı yaptı;
Mecliste çalışmalar genelde referansla olur ya da genel merkezden kişi önerirler. Ben haydar beyin odasıydım, Fatma hanımı ilk orada gördüm. Haydar bey referans olmuş.
“GÖREVLENDİRME OLMADI”
Ben 99 depreminde çocuğum yaralandığı için Ankara’ya gittim. İzmit’te yaşadım, İzmit’te çocuğumu doğurdum. Haydar Bey çok ısrar edince Fatma hanımla görüştük. Fatma hanım kitabında duygu hanım görevlendirildi yazmışlar hayır bu yanlış bir anlatım, karşılıklı oturduk anlaştık, görevlendirme diye bir şey olmadı.
HÜRRİYET ‘BENİMLE GELİR MİSİN’ DEDİ
Fatma Hanım milletvekili iken sıkıntımız yoktu belediye başkanı olacağı zaman başkanlığına Kemal Bey (7. CHP Lideri) onay verdi. “Duygu annen burada, evin burada, sosyal çevrem burada demeden ben belediye başkanı olursam benimle gelir misin” dedi “Bana gerçekten ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız gelirim” dedim. Kesintisiz 20 yıl çalıştım 6 milletvekili ile çalıştım. Çok şey gördüm bunu da rahatlık söylüyorum Fatma hanımın bir çalışanının olmanın ötesinde hep bir kız kardeş gibi gördüm. Bir abla nasıl kardeşini kollar hep o şekilde çalıştım.
“RAHATSIZLIK UYANDIRDI”
Yaklaşık ben ayrılmadan bir seneden fazla süre öncesinde şu an özel kalemi olan ömür bize asistanı olarak geldi. Yanında sürekli olacak birine ihtiyaç duyuyordu. Ama bu yakınlığın aramızdaki diyaloğu silmesi bende rahatsızlık uyandırdı. Bir perşembe günü gittim odasına “Bana da bir 10 dk “ayırın dedim. Ama müsaitlik durumu oluşmadı. Birkaç kez görüşmek istedim
“BENİ YOK SAYDI KENDİMİ ÇEKTİM”
Bir pazartesi günü ‘başkanım beni neden yok sayıyorsunuz’ dedim. Bu benim şahsi egom değil ama bu yarın bir gün döner dolaşır sizin başınızı ağrıtır dedim. Ben Ömür’e hiç köstek olmadım ama o da başka bir vefasız çıktı. Benim mevcudiyetimin bir anlamı yok işler yanlış mı yapılıyor dedim. Çalışmak istemiyorsanız beni iki satır yazı ile getirdiniz yine gönderirsiniz dedim ‘aa yok sana öyle gelmiş’ dedi. O konuşmadan sonra randevular duyguya sorulacak dedi. Ben kollektif çalışmayı seven bir insanım illa ben yapacak değilim. Arkadaşım da yapsa söylemekten gocunmam. Bu durum 2 gün sürdü yine aynısına döndü. Böyle olunca bende kendimi çektim artık.
“SENELERCE EGOSU ŞİŞİK KADIN OLDUM”
Bir problem varsa en güzel şey diyalogdur. Neticede atla deve değil başkanın randevularını ayarlamak. Senelerce randevu vermeyen egosu şişik kadın oldum. İnsanlara anlatamıyorsun ben randevu vermiyorum ben liste veriyorum. Ben makama sunuyorum. Makam sahibinin onayından geçen kişiler başkanın da içeride ve dışarıdaki programlarını ayarlayarak serpiyorsun.
MOBBİNG BAŞLADI…
Bir mobbing de başladı eş zamanlı Hüseyin’e (Hüseyin Ergül )ve bana yok saymalar” ben gidiyorum gelmiyorsun” diyordu. Siz makamla gittiğinizde bu sefer makamdaki programlar aksıyorlar. Ömür’ü o yönden destekledim. Başkanın tuhaf hareketleri oldu konuştum konuşmama rağmen düzelmedi ben de kendimi geri çektim. Konuşması gereken amirdir. Bunu ben konuşmama rağmen düzelmiyorsa yapabileceğim bir şey yoktur.
