Boykot, bir öfke refleksi değil; bilinçli bir tercihtir. Müslüman toplumlar bazen ekonomik, bazen vicdanî sebeplerle bazı ürünleri almamayı seçer ve yerli üretime yönelir..
Ülkemizde de daha önce hiç olmadığı kadar hassasiyetle yürütülen bir boykot farkındalığı oluştu.. Terör Devleti İsrail’in sınır tanımaz zulümleri insanları bu katillere ve işbirlikçilerine karşı daha keskin bir tavır sergilemeye yönlendirdi..
Ancak dikkat çeken bir durum var: Boykot sürecinden önce fiyatları, boykot edilen markaların neredeyse yarısı olan bazı yerli markalar, bugün aynı ürünlerle fiyatlarda yarışır seviyeye gelmiş durumda. Yani rekabet kaliteyle değil, neredeyse eş fiyat politikasıyla kurulmuş gibi.. Oysa tüketicinin yönelişi bir mecburiyet değil; bir tercih.. Bu tercihin karşılığı güveni pekiştirmek olmalı değil miydi?
Boykot bir dayanışma refleksidir. Müslümanlar bir hassasiyet gösterip belirli ürünleri almadığında, içerideki üreticinin bunu tüketiciyi sömürebileceği bir fırsat değil, bir emanet olarak görmesi gerekmez miydi?
Vatandaş yerli diye yönelip elini attığı ürünlerin birçoğunun fiyat etiketine baktığında, milli patronların! kendisini ahmak yerine koyduğunu hissediyor ve bu içten derin bir nefrete sebep oluyor..
Boykot tavrının gevşemesine en büyük sebeplerden birinin bu olduğuna şüpheniz olmasın..
Aynı ahlaki çürümüşlüğü içinde bulunduğunuz mübarek ramazan ayında fiyatları şişiren kimi esnafın tavırlarında da görüyoruz..
Müslüman bilinçli tüketici olmalıdır. Helal kazanç isteyen tüccarı destekler; fırsatçıyı ise tercih etmeyerek mesaj verir. Bu, hem piyasanın dengelenmesine hem de ticaret ahlâkının korunmasına vesile olur..
Serbest piyasanın en büyük denetçisi müşteridir. Talep çekildiğinde arz da mecburen kendini düzenler..
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de;
“Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın.” Buyrulur..
Bu ayet sadece teraziyi değil, ticaretteki dengeyi de anlatır. Çünkü piyasa sadece arz-talep meselesi değil, aynı zamanda vicdan meselesidir..
Tabi fiyat belirlemek serbesttir; fakat ahlaki dengeyi gözetmek de Müslüman’ın sorumluluğudur..
Bir başka ayette:
“Şüphesiz Allah adaleti emreder.”
Adalet; fırsat varken ölçüyü kaybetmemektir. Talep artmış olabilir fakat tüketicinin gösterdiği dayanışmayı bir güven ilişkisi olarak görmek gerekir..
Boykot süreci bir sınavdır.. Tüketici için bilinç sınavı, üretici için ahlâk sınavı..
Bir toplumun ekonomisini ayakta tutan sadece para değil, karşılıklı güvendir.
Sonuç olarak yerli üretim elbette desteklenmelidir. Kazanç meşrudur. Ancak mesele daha fazla kazanmak değil doğru zeminde kazanmaktır.. Müslüman toplumda ticaret sadece kâr hesabı değildir; ahiret hesabını da içerir..
Fakat eğer bir üretici milli ve dini hassasiyetleri kullanarak fiyat yükseltiyorsa, bu da tüketici tarafından sorgulanmalıdır..
