Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Merve size bir beden büyük gelir!

Siyasi arenada ne olursa olsun, kabak bir şekilde dönüp dolaşıp

Siyasi arenada ne olursa olsun, kabak bir şekilde dönüp dolaşıp basının başına patlıyor.
Çünkü siyasetin kendi içinde kurduğu düzenin de, düzensizliğin de faturasını kesmek için en kolay hedef her zaman basın oluyor. Yanlış karar alan da, krizi yönetemeyen de, ipleri elinde tutan da bir anda masum; haber yapan, eleştiren, soru soran ise suçlu.

***

Kendi içlerinde kurdukları bu karmaşanın tek sorumlusu olarak, onları yazan ya da yapılan eylemleri eleştiren basın mensuplarını görmek büyük bir kolaycılık ve çok tanıdık bir refleks!

***

Oysa aklı başında herkesin bilmesi gereken en temel gerçeği rahmetli Muhsin Yazıoğlu yıllar önce tek cümleyle anlatmıştı:
“Sakın akşam televizyonlara bakıp da liderlere ve onların metotlarına kapılmayın. Sel gider, kumu kalır. Seçimler bitecek ama siz birlikte yaşamaya devam edeceksiniz.”

Bu söz, sadece bir nasihat değil; bu toprakların siyasal hafızasının özetidir.
İktidarda kim olursa olsun, muhalefette kim bağırırsa bağırsın, ekranlarda kim parlatılırsa parlatılsın; bir kişinin doğrusu ya da yanlışı bütün bir toplumu asla kapsamaz. Bugün alkışlanan, yarın yuhalanır. Bugün “kahraman” denilen, yarın görmezden gelinir. Sel gider, kumu kalır.

Daha da ötesi var.

Uğruna savaş verdiğiniz politikalar, yarın bir gün sizin gerçeğiniz olmak zorunda kalabilir.
Bugün küfür ettiğiniz insanlar, yarın elini sıktığınız insanlara dönüşebilir.
Türkiye siyaseti bunu çok kez yaşadı. “Dün dündür, bugün bugündür” bu toprakların siyasi mottosudur!

Gelelim bugüne.

Bugün DEM Partili Ömer Faruk Gergerlioğlu üzerinden pompalanan kin ve nefret söylemleri, dönüp dolaşıp Barış Gazetesi muhabiri Merve Dişli’nin üzerine boca edildi.

Hedef şaşmadı. Yine kolay hedef seçildi.

Merve bugün hem sahadaydı, hem haberini yaptı, hem de köşesinde fikrini yazdı.
Sahada olup biteni aktardı, ardından gördüğünü, duyduğunu ve analiz ettiğini kamuoyuyla paylaştı.

Ama sosyal medyada bazı “kendini bilmezler” hemen devreye girdi.
“Jetonlu gazetecilik”,
“Terör sempatizanı” gibi; içi tamamen boş, Merve’nin üzerinde gayet sakil duracak yakıştırmalar yaptı.

Yani bunlar büyük laflar, küçük akıllar… 

Şunu açıkça söyleyeyim:

Merve’nin yazısında, benim nezdimde baştan aşağıya kusurlu tek bir cümle yok.

Neden mi?

Çünkü çok net bir şey söylüyor:
Eğer tepede dönen siyasette alınan kararlar bu şekilde olmasaydı, bugün terör sevici DEM’li Gergerlioğlu sokağa çıkıp açıklama yapacak cesareti kendinde bulamazdı.

Kast sisteminin en altına itilen sizler de bu soğukta sokağa dökülüp şov yapmak, silah göstermek, kendinizi paralamak zorunda kalmazdınız.

Eğer bu propagandaya gerçekten bu kadar karşıysanız, önünüzde iki yol var:
Ya içinde bulunduğunuz ittifakı terk edeceksiniz,
ya da ittifak ortaklarınıza da, Gergerlioğlu’na yönelttiğiniz öfkeyi ve tehdidi göstereceksiniz.

Hangisini yapıyorsunuz?
Hiçbirini.

Yüreğiniz var mı diye soran Merve’ye olmadık yakıştırmalar yapmak yerine, dürüstçe şunu diyeceksiniz:
“Yüreğimiz yok Merve Hanım. Gücümüz yettiğince konuşuyoruz.”
Ve kenara çekileceksiniz.

Çünkü sizin çıkardığınız bu kuru gürültü kimsenin umurunda değil.
Durduğunuz yer de, karşı çıktığınızı sandığınız yer de aslında aynı yer.
Birbirinize bağırarak aynaya bakmaktan kaçıyorsunuz.

Aslında kendi içinizde uygulamanız gereken sindirme politikalarını, sokağa döküp başkalarına yöneltiyorsunuz.
Sonra da dönüp “basın suçlu” diyorsunuz.

Yetmiyor…
Basını eleştirmek için sıraya giren bu hadsizlere, bir de bizim içimizden başka bir basın mensubu alkış tutuyor.

Her şeyi en iyi siz biliyorsunuz değil mi?
Siz analiz ediyorsunuz, siz yorumluyorsunuz, siz karar veriyorsunuz…
Merve vatan haini, siz bu ülkenin son kalan vatanseverlerisiniz öyle mi?

İnsanın damarına basıp ağzını açtırmayın.
Nasıl insanlar olduğunuzu bilmesek, belki ağzınızdan çıkan sözlere itibar ederdik.
Bir Allah bir dediğinize inanılır sanmasak, bu savsak konuşmaları ciddiye alırdık belki.

Aslında kırılacak çok burun, inecek çok maske var bu kentte. Kalkıp üç kuruşluk kalemiyle, olmayan saygınlığıyla Merve üzerinden salyalarını akıtan bunu açıkça söylemeye hedef göstermeye cesaret eden, kendini bilmez gazeteciye de illaki yaptıkları hatırlattırılır!

Bu zamana kadar biz hep sustuğumuz için sizin sesiniz bu kadar yüksek çıktı.

Linç oldu mu en önde koştunuz.

Mevzu Merve olduğu zaman sıraya girdiniz. Tamam bitti o işler…

Sizin kaleminiz yazıyor da bizim mürekkebimiz akıtmıyor mu yani…

Sen kim Merve’yi hedef göstermek kim. Bu dangalaklıkları bırakma vakti geldi!

Yine de bilin diye söylüyorum…

istediğiniz kadar sosyal medyadan saldırın.

İstediğiniz kadar yazılarınızla başkalarını hedef gösterin

Ateş olsanız, cürmünüz kadar yer yakarsınız.