Her gün musluğu açtığınızda akan o berrak suyun bir gün akmayacağını hiç düşündünüz mü?
Su, hayatımızın her anında bizimle. Ama nedense varlığını çoğu zaman fark etmiyoruz. Saatlik bir su kesintisinde bile panik yapıyoruz, ortalığı ayağa kaldırıyoruz. Peki ya bir sabah kalktığınızda ne içecek, ne duş alacak, ne de yemek yapacak su bulamasanız?
Kulağa korkunç geliyor değil mi? Ama bu, sadece bir senaryo değil. Bugün dünyada milyonlarca insan tam da bunu yaşıyor. Kuraklık, bilinçsiz tüketim ve iklim değişikliği yüzünden su kaynaklarımız hızla tükeniyor. Temiz içme suyuna erişim, birçok yerde artık bir ayrıcalık, hatta lüks haline geldi.
Oysa ki su, insan yaşamı için oksijen kadar gereklidir. Ve üzülerek söylemeliyim ki, su sınırsız değil. Yaşamın temel kaynağı olan su, bir gün gerçekten de tükenebilir.
Şimdi değilse ne zaman?
Gelecekte bu felaket senaryosunun bir parçası olmak istemiyorsak bugünden önlem almak zorundayız. Evde, okulda, iş yerinde suyu bilinçli kullanmalıyız. Muslukları açık bırakmamak, damlayan muslukları onarmak, tasarruflu duş başlıkları tercih etmek…
Küçük gibi görünen bu adımlar, aslında büyük bir fark yaratıyor.
Unutmayalım; su sadece bizim değil, çocuklarımızın ve doğadaki diğer tüm canlıların da hakkı. Onlara kurumuş göller, çorak topraklar değil; yeşil, yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyorsak, suyun değerini bilmek zorundayız. Bu, sadece bireylerin değil; belediyelerin, kurumların ve devletin de sorumluluğudur.
Su tasarrufunun en temel adımı bireysel farkındalıkla başlar. Bu bilinç küçük yaşlardan itibaren verilmelidir. Okullarda, sosyal medyada, toplumsal kampanyalarla suyun ne kadar değerli olduğu anlatılmalı.
Tarımda ve belediyelerde israf göz göre göre…
Sanayi ve tarım, suyun en çok kullanıldığı alanlar.
Dolayısıyla bu sektörlerdeki her damla çok önemli.
Bu yıl 14 Mayıs Çiftçiler Günü nedeniyle İSU’nun yaptığı sosyal medya paylaşımı dikkatimi çekti. Paylaşımda şöyle denilmiş:
“Vahşi sulama yöntemleri, suyun büyük bölümünü toprağa ve atmosfere kaybettirirken; modern sulama, bitkilerin ihtiyaç duyduğu kadar suyu doğrudan köklerine ulaştırır.”
Çok doğru. Bugün hâlâ birçok bölgede vahşi sulama yapılıyor. Salma sulama dediğimiz, gelişi güzel, hesapsız sulama sistemi aslında israfın daniskasıdır. Akıllı sulama sistemleri mutlaka teşvik edilmeli. Hatta bu konuda yasal düzenlemeler şart.
Gazetemize bu konuda gelen şikayetleri zaman zaman haberleştiriyoruz. Belediyelerin park ve bahçe sulama yöntemleri de değişmeli. Eğer vatandaştan tasarruf bekliyorsak, önce örnek olan belediyelerden başlamalıyız. Geri dönüşüm suyu kullanılmalı, içme suyu ile sulama yapılmamalı. Fıskiyeler düzenli kontrol edilmeli, arızalı olanlar anında değiştirilmeli.
Başkan Büyükakın ne dedi?
Dün gerçekleştirilen “Küçük Ölçekli Balıkçıları Destekleme Projesi” programında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın çok net konuştu:
“Bu yıl Yuvacık Barajımızda, önceki yılların aynı dönemlerine göre 10 milyon metreküp daha az suyumuz var. Bugünlerde yağmur yağsın diye dua ediyoruz.”
Bu sözler, su sorununun ne kadar ciddi bir boyuta geldiğini ortaya koyuyor. Sapanca Gölü’nden su takviyesine bu kadar erken başlandıysa, işimiz zor demektir. Yaz ayları daha başlamadan su sıkıntısı kapıya dayandıysa, bu yaz çetin geçecek. Çok çetin.
Şimdi herkes elini taşın altına koymalı.
Tasarruf yapmaktan, tasarrufu anlatmaktan başka çaremiz yok.
Acilen, hem de hiç vakit kaybetmeden…
Üstelik bu sadece vatandaşın değil, kurumların da görevidir.
Belediyelerden sanayi tesislerine, çiftçiden ev kadınına kadar herkes bu konuda elini taşın altına koymalı.
Çünkü suyun şakası yok.
Ve unutmayın: Su hayattır, tasarruf ise bir insanlık görevidir.
