Son yıllarda “dirençlilik” kavramını sıkça duyuyoruz. Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra kentlerin ne kadar dirençli olduğu sorusu daha yüksek sesle sorulmaya başlandı. Ancak dirençlilik yalnızca deprem anında ayakta kalabilmek değildir. Bir kentin karşılaştığı şoklara ve krizlere uyum sağlayabilmesi, hizmetlerini sürdürebilmesi ve kısa sürede toparlanabilmesi de dirençliliğin önemli parçalarıdır.
Kocaeli’ye bu perspektiften baktığımızda karşımıza dikkat çekici bir tablo çıkıyor. Bir yanda Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri, diğer yanda önemli doğal ve teknolojik risklerle yaşayan bir kent.
Öncelikle güçlü yönlerimize bakalım.
Kocaeli, Türkiye’nin en büyük sanayi merkezlerinden biridir. Petrol rafinerileri, limanları, organize sanayi bölgeleri ve kritik ulaşım koridorlarıyla ülkenin üretim, ihracat ve lojistik ağında stratejik bir konuma sahiptir. Bu özellikleri kente önemli bir ekonomik dayanıklılık kazandırmaktadır.
Dirençliliğin bir diğer önemli unsuru kurumsal kapasitedir. Kocaeli, afet yönetimi konusunda önemli bir deneyime ve kurumsal birikime sahiptir. Yerel yönetimler, üniversiteler, kamu kurumları, arama kurtarma ekipleri ve sivil toplum kuruluşları afet hazırlıkları konusunda önemli bir kapasite ortaya koymaktadır.
Kocaeli’nin en önemli avantajlarından biri ise insan kaynağıdır. Bu kent, 1999’dan 6 Şubat’a kadar yaşanan her büyük afette dayanışma kültürünü ortaya koymuştur. Arama kurtarma ekiplerinden gönüllülere kadar uzanan bu birikim, en az fiziksel yatırımlar kadar değerlidir.
Ancak dirençlilik yalnızca güçlü yönleri sıralamak değildir. Aynı zamanda mevcut kırılganlıkları görmek ve bunlarla yüzleşebilmektir.
Kocaeli’nin en önemli kırılganlığı deprem gerçeğidir. 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden yıllar geçmiş olsa da bu durum riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Başiskele, Gölcük ve Karamürsel’in sırtını dayadığı Samanlı Dağları’nın güneyinde uzanan Kuzey Anadolu Fayı’nın güney kolu ile Yalova’nın batısında yer alan kuzey kolun kırılmamış uzantıları, bölge için önemli bir deprem tehlikesi oluşturmaya devam etmektedir. Bu nedenle “1999’da büyük deprem oldu, risk azaldı” rahatlığına kapılmak büyük hata olur. Üstelik mesele yalnızca binaların ayakta kalması değildir. Ulaşım ağlarının, enerji hatlarının, haberleşme sistemlerinin ve sanayi tesislerinin çalışmaya devam edebilmesi de dirençliliğin önemli bir parçasıdır.
Deprem dışında Kocaeli’nin dikkatle yönetmesi gereken başka kırılganlıklar da bulunmaktadır. Türkiye’nin en yoğun sanayi bölgelerinden biri olan kent, ekonomik gücünü üretimden alırken aynı zamanda teknolojik ve endüstriyel risklerle de karşı karşıyadır. Kimyasal tesisler, enerji üretim merkezleri, depolama alanları ve liman faaliyetleri olası afetlerde ikincil tehlikelerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bunun yanında Kocaeli’nin sanayi yapısı yalnızca organize sanayi bölgelerinden oluşmamaktadır. Dilovası’ndan Karamürsel’e kadar uzanan üretim ve lojistik altyapısının da dirençlilik perspektifiyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kocaeli’de yaşanacak büyük bir aksaklık yalnızca Kocaeli’nin sorunu olarak kalmayacaktır. Fabrikalarda üretimin durması, limanlarda hareketliliğin azalması veya ulaşım ağlarında yaşanacak kesintiler, etkisini kısa sürede ülkenin dört bir yanında hissettirecektir. Bu nedenle Kocaeli’nin dirençliliği yalnızca yerel değil, ulusal bir meseledir.
Bir kentin gerçek direnci ise yalnızca binalarından, yollarından veya ekonomik gücünden gelmez. Afet bilinci yüksek bireyler, güçlü mahalle kültürü, gönüllülük faaliyetleri ve toplumsal dayanışma, kriz anlarında en az teknik yatırımlar kadar belirleyici olmaktadır. Çünkü afetlerden sonra ilk müdahaleyi çoğu zaman profesyonel ekiplerden önce komşular, aileler ve vatandaşlar yapmaktadır.
Bugün Kocaeli’nin önündeki temel mesele yeni riskler keşfetmek değil, uzun yıllardır bildiği risklere karşı alınan ve alınacak kararları hayata geçirebilmektir. Çünkü dirençlilik yalnızca riskleri bilmekle değil, onları azaltacak adımları hayata geçirebilmekle mümkündür. Kocaeli’nin ne kadar dirençli olduğu sorusunun cevabı da tam burada yatmaktadır.

YORUMLAR